galatasaray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
galatasaray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Kasım 2010 Pazar

Derbiden İki Kare


GALATASARAY:1 BEŞİKTAŞ :2



Yılın son derbisi , Sami Yen'deki son derbi gibi özellikleri vardı bu maçın.Maçın başında bulduğumuz gol ile maçın gidişatı birden değişti.Aslında maç başlamadan önce sıkıntılı ve beraberlik kokan bir maç izleyecez diye beklerken erken gol bizleride şaşırttı.Holosko'nun son haftalarda yaptığı en güzel hareketti penaltıyı aldırmak.Golden sonra yine anlamsız bir şekilde kapanmaya başladık.Galatasaray daha üstün olan taraftı maçın ilk yarısında.Ama sonuçta ilerde iş bitirecek adamlarından yoksun oluşu bizim işimize yaradı.

İkinci yarıda ilk dakikalarda yediğimiz basıkıdan gol yemeden çıkınca bu iş bizim istediğimiz gibi bitecek dedirtti bizi.Ama Toraman'ın acemice hataları ve Ersan'ın bazı gereksiz topları yüzünden yine baskı yemeye başladık.Kontra atak oynamaya yönelmemiz ve baskıyı kabul eder tavrımız maç içinde bizi zorlayacaktı.Ama sahneye yine Guti çıktı.O akıl dolu ortası ile suskun golcümüz Nobre işi bitirdi.Bu gece bu gol ile birlikte suskun ve işe yaramaz adamlarımızın gecesi oldu.Nobre yine golünü attı Galatasaray'a.Bu gol ile birlikte artık Nobre koca bir sezonu daha kurtarmış oldu.

Guti'ye ayrı bir parantez açmak lazım.Saha içinde bir ara nerede diye arar olmuştuk.Oyunda yok gibiydi.Sanki kaçak dövüşen bir güreşçi gibi saklanıyordu.Ama öyle bir yerde çıktı ki sahneye işte ben burdayım dedirtti.Başka birisi o pası öyle veremezdi ve Nobre'de başka türlü gol atamazdı.

Bunca sıkıntıya ve formsuz futbolculara rağmen Sami Yen'den galip ayrılmak güzeldi.Artık bir seri yakalamalı ve devre arası takviyeleri ile yolumuza devam etmeliyiz.Formda bir Beşiktaş bu ligin tozunu attırır.

26 Kasım 2010 Cuma

Derbi Haftası

Bu hafta hem kendi ligimizde bir derbi heyecanı olacak hemde İspanya'da dev bir maç olacak.Galatasaray-Beşiktaş maçına iki gün kaldı ama ne basınımızda ne takımlarımızda herhangi bir derbi heyecanı yok.Takımlarımız o kadar kötü durumda ki derbi maç mı yoksa sıradan bir maç mı belli değil.Ama diğer tarafta oynanacak derbi maçında yani El Classico'da heyecan dorukta.Hatta öyle bir derbi ki öyle bir maç ki tüm dünyanın gözü kulağı orada.Hani bizim medyamız sever ya böyle zamanlarda bazı sıralamalar yapmayı işte öyle bir maç bu maç.Çakma yerel derbilerden farklı bir maç.Bu maçın heyecanı daha bir başka yaşanıyor ülkemizde bile.Maçı yayınlayacak olan kanal muhabirini İspanya'ya yollamış bile.Maçı yerinde takip edecek.Kaç İspanyol Galatasaray-Beşiktaş maçını takip edecek acaba.

Ronaldo-Messi'ye karşı bir mücadele verecek.Bizim maçta ise Holosko -Pino kapışması olacak.O maç ligin zirvesini ilgilendirecek bizim maç ise lig altıncısı olmak için güzel bir maç olacak inşallah.O maç seyir zevki verecek bizim maç ise hakemi ile anılacak büyük ihtimal ile...vs

Sözün kısası biz Galatasaray'ı geçelim Barça'da Madrid'e koysun güzel bir hafta sonu olsun...

26 Mart 2010 Cuma

Ezeli Rekabet


Pazar günü oynanacak derbi maçın bu sefer diğer derbilerden farklı geçeceği düşünülüyor.Özhan Canaydın'ın vefatından sonra oluşan centilmen havanın pazar günüde hem sahada hem tribünde olacağı fikri hakim insanlarda.Bu centilmenlik havasının ne kadar süreceği maçın gidişatına bağlı.Aslında her zaman olması gereken bu durum nedense bu hafta daha bir hatırlanır oldu.İnşallah maçın ardından yanlızca maç konuşulur.Ne tribün olayları nede başka bir durum bu derbinin üstüne çıkmaz.

Maça gelince ; maçın tam bir beraberlik havasında geçeceğini düşünüyorum.Hem cuma günü Olimpiyat Stadı'ndan gelecek haber hem cumartesi İnönü'deki maçtan sonra ki durum her iki takınında stratejisini bellirleyecektir..İlk hedef hem rakibine puan kaptırmamak hemde bu ezeli rekabette bir yenilgi almamak olacaktır.Ligin sonuna yaklaştığımı bu haftalarda her iki camiada sezon öncesi büyük hedefler koymuşlardı.Ama şuan görünen her ikisininde şampiyonluk yolunda pek şansı olmadığı.Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım'ın sezon öncesi 3 sene üst üste şampiyonluk sözü bu sene itibari ile hayal olacak.Bu maçtan sonra ise olası bir yenilgide büyük gürültüler kopacaktır Fenerbahçe cephesinde.

25 Mart 2010 Perşembe

Nereden Nereye



Fatih Akyel bir dönemin en iyi defans oyuncusu , milli takımın değişmez isimlerinden biri , sayısız şampiyonluk üstüne UEFA kupası Süper kupa derken şimdi mahkeme koridorlarından demir parmaklıklar ardına.

Galatasaray'dan Avrupa'ya transferi ve ardından Fenerbahçe'ye transferi ile gündem olmuştu.O dönem oynanan bir Fenerbahçe-Galatasaray derbisinde kaptan Bülent'e yaptığı hareket hala bazı Galatasaraylıların hafızalarında.

Aslında bu şike skandalı haberleri çıkana kadar Fatih Akyel'in ne yaptığı veya şuan futbol oynuyormu hiç kimsenin ilgisini çekmiyordu.Uzun zamandır da kendisi ile ilgili gazetelerin bir haberi yoktu.Dün gelişen olayların ardından ismi bir anda ön plana çıktı.

Türkiye şartlarında birçok futbolcunun ulaşamayacağı başarılara ulaşan Fatih Akyel kariyerini ve ismini bu şekilde bir anda silmek istemezdi.İnsan düşünmeden edemiyor ; o kadar şan-şöhret sahibi insanların eşek yükü ile servete sahip insanların neden bir bahis skandalında ismi geçer.İnşallah tüm ayrıntıları ile bu olayın perde arkası ortaya çıkar.

23 Mart 2010 Salı

Mekanın Cennet Olsun




Türk futbolunda ender rastlanabilecek bir kişilikti Özhan Canaydın.Kendisine Allah'tan rahmet , kederli ailesine başsağlı diliyoruz.

22 Mart 2010 Pazartesi

Showman Keita



Abdul Kader Keita Galatasaraylı taraftarların çok sevdiği ve yeteneklerini anlata anlata bitiremediği bir futbolcu.Yeteneklerinin yanı sıra başka bir özelliği rakip taraftarları kışkırtmak ve rakipleri ile sinir savaşı yaratıp ortalığı germek.Bu kötü yönde ki yeteneklerini bu sene ligimizde bolca yaptı.İlk yarıda oynanan Kasımpaşaspor maçında rakibine attığı yumruklar hala insanların akıllarında.Fenerbahçe maçında sahanın bir ucundan diğer ucuna kadar koşup su şişesini hakeme göstermesi ise komedinin diğer bir bölümü.O maçtan gerekli dersleri çıkarmayan Keita dün akşam ki Trabzonspor maçında ise yine ucuz bir numara ile iş başındaydı.Sahaya atılan su şişesi enaz 1 metre yanına düşmesine rağmen sanki kafasına taş gelmiş gibi davranıp ortalığı bir anda gerdi.Trabzonspor taraftarı sahaya atılan o şişesinin sahibini ararken Keita bundan kendisine pay çıkarmaya çalıştı.Maçın henüz başı sayılabilecek bir anda bu hareketi ile çok samimi bir tavır sergilemediği ortadaydı.Keita'nın bu yaptığı bu hareketlere prim tanıyan hakemler ise Keita'yı daha çok teşvik eder gibi oluyorlar.

Henüz bir kaç hafta önce İnönü'de İbrahim Üzülmez'e attığı dirsekten sonra bile sanki birşey olmamış gibi davranması Keita'nın sahada ki ruh halini anlatır bir durum.Keita Türkiye'de ki tribün olayını çözmüş gibi davranıyor.Sahada çirkeflik yapan ve rakibine saygısı olmayan bir adama prim tanıyan bir kısım taraftarın olduğunu bildiğin için böyle davranıyor.

21 Mart 2010 Pazar

Galatasaraylı Keko



Keko,Elazığ depreminin simge ismi oldu.Depremde annesini ve kardeşini kaybeden Keko depremden sonra yıkık evin taşlarına uzanıp ağlaması ile tüm Türkiye'yi ağlatmıştı.Keko Galatasaray'lı bir kardeşimiz.Depremden sonra bölgeye giden Beşiktaş başkanı Yıldırım Demirören'in eşi Revna Demirören'in tüm ısrarlarına rağmen Beşiktaş forması giymemişti.O kadar acısına rağmen çocuk yüreği ile bile renk sevdasından vazgeçmemişti.

İşte o Keko'nun en büyük hayali gerçek oldu.Hayranı olduğu Arda Turan ile el ele Trabzonspor deplmasmanına gitti.Keko nezdinde tüm depremzedeleri memnun eden bir hareket oldu bu.

Bu karede bile Keko'nun Arda'ya olan hayranlığı belli oluyor.

17 Mart 2010 Çarşamba

Federasyon'un Sınavı

Galatasaray-Ankaragücü maçı sonrası kapalı tribünde yaşanan bir olay sonucu bir taraftar tribünden düşerek yaralanmıştı.O günden sonra olay daha taze iken düşen şahsın Beşiktaş'lı olduğunu ve düşürülmediğini aksine kendisini aşağıya attığını söylemişti.Böylelikle ortalıkta bir bilgi karmaşası oluşmuş ve sanki yaşanan olay doğal bir tribün olayı gibi yansıtılmıştı.Büyük medyamızın koca adamları nedense bu olaya gerektiği gibi önem vermediler.Tribün olaylarından sürekli bahseden medyamız ve spor programlarımız nedense bu olayı es geçmeyi tercih ettiler.Halbu ki bu olaya gerekli önem verilmeliydi.Ne olur ise olsun sonuç itibari ile tribünde yaşanan bir olay.Şahsın hangi takımlı olduğunun bir önemi olmadığı bir ortam.Kaldı ki ailesinin yağtığı açıklamada şahsın uzun zamandır Galatasaray maçlarına gittiğini ve Beşiktaş'lı olmadığını söylemesi olayı biraz daha dikkatli araştırmak gerektiğini gösteriyor.

Beşiktaşlı veya olmaması olayın üstünü örtmeye ve gerekli cezayı vermeyi değiştirecek bir unsur mu? Galatasarayalı taraftarların olaya bakış açısı tamamen kendilerine gelebilecek olan muhtemel bir cezayı örtbas etmekten öte birşey değil.Birçok yerde düşen şahsın alkollü , akli dengesinin yerinde olmadığına kadar ileri gedebilecek söylemler dolaşıyor.Ortada bir araştırma yok iken şahsa yapılan bu ithamlar olayı başka yerlere çekmeye yönelik ifadeler.

Federasyon bu son zamanlarda aslında çok büyük bir sınav veriyor.Önce Diyarbakırspor-Bursaspor maçı ile başlayan bu sınav yine Diyarbakırspor-İBB maçı ile devam etti ve son olarakta Sami Yen'deki bu olay ile tavan yaptı.Şimdi federasyon bu olaya adli bir olay deyip geçiştirecek mi yoksa bu tribünde olan olay ile ilgili bir ceza verebilecek mi bekleyip göreceğiz.

2 Mart 2010 Salı

Ali Sami Yen Kokuyor



Kasımpaşaspor futbol şube sorumlusu Süha Sidal'ın Radyospor'da ki konuşması ;

“Ali Sami Yen’in içinde bayanlar tuvaleti bile yok. Koridorlarda ve soyunma odası civarlarında eski binalardaki gibi ağır bir koku var. Ali Sami Yen’de de böyle bir durum söz konusu ve kokuyor”

26 Şubat 2010 Cuma

Kasap Futbolcu



Atletico Madrid başkanı Enrique Cerezo takımlarda ki kasap futbolculardan şikayetçi.

VEDA

Avrupa'da mücadele eden iki takımımızda dün akşam ki sonuçlar ile annemizin ligine geri döndüler.Sonuçlar böyle olmalımıydı yoksa biz turu hak etmişmiydik tartışmaları dün akşamdan beri yapılıyor.Galatasaray cephesi hakeme yükleniyor, Fenerbahçe cephesi sakat oyuncuların çokluğundan yakınıyor.Kendi kendimize dövünüp duruyoruz yani.Ama sonuçta turu kendi evimizde kaybettik.Her iki takımımızda aslında Avrupa'da mücadele edecek bir kapasiteye sahip değildi.Büyükler naraları atarak şişirilen takımlarımız Avrupa sahnesine çıkınca nedense birden küçülüyorlar.Ligde esip gürleyen futbolcular hakemlere dayılananlar Avrupa sahnesinde suspus oluyorlar.

Fenerbahçe takımı sene başında Daum'u takımın başına getirerek zaten Avrupa'da bir hedefi olmadığını göstermişti.Çünkü Daum kısa yoldan şampiyon olmanın derdinde.Başarıyı yakalayabileceği en kolay yolun lig ve Türkiye kupası olduğunun bilincinde.Avrupa için her hangi bir atılım yapılmayan bir takımda ancak buraya kadar mücadele edilir.Kadrosunda ki yetersiz yabancılar ile ligi bir şekilde idare ediyorlar.Bu söz aslında kendini "büyük" olarak isimlendiren takımlarımız için geçerli.Ligde yürüttükleri gemilerini Avrupa'da karaya oturtuyorlar.Fenerbahçe bu ligde yabancı sınırı kalksın diye uğraşan yegane takım.Ama kadrosunda bulunan yabancılardan bir tek Alex dışında pek verim alamayan bir takım.Demek ki böyle ikinci sınıf yabancılar ile bu iş olmayacak.Para babası bu takımlarımız nedense Avrupa arenasında isim yapmış futbolcular yerine Güney Amerikalıların peşine düşerler anlayamıyoruz.

Galatasaray takımı devre arasında transfer yaptı.Amaç belliydi bu dönemi boş geçmemek ve rakiplerine oranla güçlü hale gelmekti.Elindeki kadro zaten ligi bir şekilde idare edecek bir kadroydu.Üstüne alınan oyuncular ise Avrupa'da oynayamayacak oyunculardı.Bu nasıl bir transfer mantığı çözmek mümkün değil.Kiralık oyuncular ile ligin ikinci devresini geçirmeyi hedef biliyorlar sonra kalkıp forvetsiz çıktıkları maçta hakeme yükleniyorlar.Dua etsinler hakem Servet'i maçın ilk yarısında oyundan atmadı.Attığı tekmenin cezası kırmızı karttı.Her sene başı geyik muhabbeti haline gelen ve klişe birşey olan "bu sene 3 kulvarda yarışacağız ve başarılı olacağımıza inanıyoruz" geyiği artık bir son bulsun.Bir Türk'ün diğerine hikayesi bitsin artık.Edirne'den öte köy yok bize.

22 Şubat 2010 Pazartesi

1-1 Azalan Umutlar

Dün akşam ki maçın bizler için ne kadar hayati bir öneme sahip olduğunu biliyorduk.Ligin devamında birşeylerin olması ve umutların devamı açısından çok önemli bir maçtı.Dün akşam ki skor ile birlikte artık umutlarımız azaldı ve şampiyonluktan bir adım daha uzaklaştık.

Maça gelicek olursak Mustafa Denizli2nin maça Nobre ile başlaması gerçekten çok anlamsız geldi bize.Nobre sezon başından beri ilk onbirde sahaya çıkmayan yada çok az çıkan bir oyuncu.Bunun yanısıra formsuz bir oyuncu.Dün akşam maçın onbiri açıklandığında Nobre'nin ismini duymak süpriz oldu.Her maç öncesi şapkasından tavşan çıkaran Mustafa Hoca bu kez Nobre'yi tavşan olarak sundu bizlere.İleri uçta aslında aradığımız ve bulabileceğimiz pozisyonlara ilk yarıda girdik.Ama hem şans hem beceri olmayınca topu içeri sokamadık.Sezon başında bu takımın muhakkak bir golcüye ama tam anlamı ile bir golcüye ihtiyacı var diyenleri topa tutanlar şimdi dizlerini dövüyorlar.Rakibi korkutacak ve baskı altına alacak bir forvet oyuncumuz yok malesef.Takım içinde kısıtlı yeteneklere sahip oyuncuların çokluğu takımın hücüm gücünü ve saha içinde ki organizasyonlarınıda etkiliyor.Ekrem Dağ çok özveri ile oynamasına karşılık topu aldığında ne yapacağını merakla izliyoruz.Önce bir kendi ekseni etrafında dönüyor sonra pas atacak yeri arıyor sonra pası verene kadar bir zaman geçiyor.Tabi doğal olarak rakip takımın işine geliyor.İbrahim Üzülmez ve Ekrem Dağ aynı kanatta aynı yeteneklere sahip iki oyuncu olarak oynadı.Bir kanatta iki Üzülmez durumu vardı.Ekrem Dağ kaptanı gibi topu sürüyor ve ne yapacağını kestirmek zor oluyor.

Maçın ilk yarısında hakemin Barış'ı ikinci sarı karttan atması gerekiyordu.Daha maçın başında Neil'in yaptığı arkadan hareketi sarı kart ile cezalandırmadı.Maçın başı olması ve sonu olması kart çıkartmakta bir kriter mi oluyor acaba.

İkinci devrenin başlaması ile birlikte aslında umutluyduk.İkinci yarılarda daha iyi top oynayan bir takım izlenimi veriyorduk sezon genelinde.Dün akşamda aslında aynısı oldu.Rakibi kalemize yaklaştırmadık.Uzaktan atacakları şutlar ile etkili olmaya çalıştılar.Elano'nun şutu ve gol olan pozisyon dışında ceza sahamızda etkili olamadılar.Koskoca Galatasaray korkak bir aslan gibi kapandı.Hani o övünülen aslan sahasından çıkarken iki pas yapamadı.Karambol bir gol bulunca dahada geriye çekildi.Süper yıldız denilen ve Messi ile kıyaslanan Arda sahada "fink" atamadı.

Yediğimiz golde Sivok'un büyük bir hatası olmadı aslında.Topun nereye geleceğini tahmin edemedi ve kontrolsüz bir biçimde top ile buluştu ve hata sonucu golü yedik.

Bundan sonra lig bizim için daha önemli.Alttan Trabzonspor geliyor ve biz puan kaybettikçe umutlanıyorlar.Üstümüzdeki takımlar ile puan farkı açıldı.Mustafa Hoca ligin tayin edici takımı biz olacağız demişti.Öyle de olacak gibi.Trabzonspor'a üst sıraları yakalama şansı verdik ve üstümüzdeki takımları sevindirdik.

20 Şubat 2010 Cumartesi

Galatasaray Derbisi

İnönü stadı'na ne zaman gitsem veya ne zaman yanından geçsem aklıma hiç unutamayacağım bir Galatasaray maçı gelir.Halilagiç'in geri pasında Fevzi'nin topa vuramayıp topun aheste bir biçimde gol olmasını unutamam.O unutamadığım maçı 4 arkadaş izlemiştik.Arkadaşlardan biride hasta bir Galatasaraylıydı.O maça beraber gidebilmek için uzun süre dil dökmüştüm arkadaşıma.O sezon bir hafta İnönü bir hafta Samiyen'deydik zaten.Futbol hastası iki dostun ve iki farklı renge gönül vermiş iki dostun güzel anılarıydı o günler.

Maça girmeden önce arkadaşıma giydirmeye çalıştığım siyah-beyaz montum , boynumda ki atkım maçı saatler önce yaşamaya başlamıştım.Stadın önündeki uzun kuyrukta beklerken arkadaşımın bana ısrarla Galatasaray gol atarsa ben ne yapacam diye sorularına karşılık cevabım yeni açık ikinci kattan kapalıya uçarsın cevabım hala dün gibi aklımda.

Maçı çok iyi hatırlamıyorum ama o kendi kalemize attığımız golü çok iyi hatırlıyorum.O andan itibaren sanki dünya bir başka hal almıştı.Yanımda atılan gole sevinemeyen hırsını dönüş yolunda otobüste çıkaracak olan dostum , yanımda ağlamaklı olan bir başka hüzünlü kartal.Maçın sonlarına doğru gelen o golden sonra yaşadıklarım çok farklı duygulardı.Yanı başımda ağlayan yaşça bizden epey büyük olan bir abimiz vardı.Salya sümük ağlıyor bir yandan da Fevzi'ye sesini duyurmaya çalışıyordu.Resmen yıkılmıştı.Bir ana boynuma doğru elini attı omuzuma kafasını koydu ve çığlık çığlık bağırıyordu.Şuan bile o anları yaşar gibiyim.Ben bir yandan kaçıncısını içtiğimi bilmediğim sigaramı içiyor bir yandan da ağlamaklı abiye birşeyler söylüyordum.Maçın bitiş anı ile birlikte koltuğa düşüp orada kaldık.Polis gelip hadi beyler yürüyün bakalım diyene kadar orada öyle kalmıştık.

Unutamadığım bir Galatasaray derbi maçıydı bu.Bir daha da zaten o dostum ile bir Galaatsaray maçı izlemek imkanımız olmadı.Yarın inşallah son gülen biz oluruz.Anılarımıza bir stat anısı daha eklenir ve statdan eve dönüş yolunda eğlenceli anları yazarız.

19 Şubat 2010 Cuma

Atletico Madrid:1 - Galatasaray:1



Süper ligde son haftalarda formsuz bir grafik çizen Galatasaray ve geçen hafta sahasında Barcelona'yı yenen A.Madrid maçından galip çıkmadı.

Aslında eleme usulu maçlarda deplasmanda alınan bir beraberlik ve gol atılarak alınan bir beraberlik iyi bir sonuç olarak görülebilir.

Maç içinde Galatasaray çok tutuk bir görüntü çizdi.Pozisyonlara giren ve değerlendiremeyen A.Madrid ekibi oldu.Sahaya sürecek bir forvet oyuncusu yokluğunda çakma forvetler ile oynamak zorunda kalan Galatasaray takımı ileride top tutamadı ve dolayısı ile pozisyon üretemedi.Buna karşılık forvet hattı çok güçlü olan ve gol yollarının en tehlikeli isimlerine sahip A.Madrid takımı pozisyon buldu ama atamadı.Leo Franco yediği golde hata yapmış olmasına karşılık bir çok pozisyonda kalesinde devleşti.Beklenmedik şekilde iyi bir maç çıkardı.

Caner'in acemi bir şekilde faul yapması sonrası kazanılan atış gol oldu.Rijkaard bu pozisyondan sonra Caner'i cezalandırdı.Oyundan çıkararak yerine Dos Santos girdi.Dos Santos maç boyunca sahada gezinip durdu.Aslında Caner belkide daha verimli olabileceği bir maçta bir hatasından dolayı cezalandırıldı gibi.

Dos Santos genç yaşına rağmen Barcelona takımında oynamasından dolayı isim yapmış bir oyuncu.Ama sahada varlığı ile yokluğu anlaşılmıyor.İsmini duyamadık bile.Her hangi bir şekilde Galatasaray'ın kurtarıcısı olacak bir oyuncu değil.

Bu maçı izlerken hafta sonu oynanacak derbi maçınıda göz önüne alarak izledik.Hafta sonu oynanacak maç bu maçtan çok daha farklı bir maç olacak.Kesin kazanması gereken iki tarafın mücadelesi olacak.Beraberlik her iki takımada yarar sağlamayacağı için bir takım üstünlük kurma çabasında olacak.Mustafa Hoca bu maçı izlerken notlarını sağlam almıştır.Kafasında dolaşan tilkileri pazar günü sahaya sürecektir.

18 Şubat 2010 Perşembe

Derbi Öncesi Değerlendirme

Pazar günü bizim için çok önemli bir maç var.Lige devam yada tamam maçına çıkacağız.Bu maçın sonucunu bekleyen yanlızca Beşiktaş ve Galatasaray taraftarları değil.Ligin zirvesini ilgilendiren bu maçın sonucunu üst sıralara oynayan diğer takım taraftarlarıda merakla bekliyor.Her iki takımında bariz sıkıntıları ve çözemediği sorunları var.

Kaleciler açısından baktığımızda Rüştü ve Franco arasında yetenek ve tecrübe olarak çok fark var.Kaleci açısından üstün olduğumuz ortada.Ama birde ilk maçta olduğu gibi Rüştü'nün inanılmaz hataları var.Rüştü , Beşiktaş forması giydiği günden beri derbi mücadelelerinde kalede kağıt üzerinde güven veren bir isim olmasına rağmen maç içinde bir anda sonucu etkileyen haraketler yapabiliyor.İlk maçta yediği goller maçın sonucunu bir anda değiştirmişti.Franco,Galatasaray'ın belkide en hassas noktası.Kalede pek güven veren bir kaleci değil.Ani çıkışları,dengesiz çıkışları ile heran ceza sahasında bir tehlike olmasına neden olabiliyor.Top sektirmeleri ve yan toplarda ki zaafiyeti ortada.Bunu sonuca çevirebilmek adına top takibinin iyi yapılması gerekmekte.

Defans hattına baktığımızda ise sezonun en az gol yiyen ekibi olarak defans hattımızda Ferrari'nin dönüşü ile bir sorun kalmayacaktır.Ferrari ile çıktığımı maçlarda ki güven ve topu oyuna dahil etmemiz ile Ferrari'siz çıktığımız maçlarda ki durum ortada.Ferrari defansı toparlayan ve kontrol eden bir oyuncu.O yüzden defansımız bu maçta Ferrari ile iyi performans sergileyecektir.Gerçi uzun zamandır maç yapmıyor , maç eksiği var.Ama yinede ligin ilk yarısında ki performansı ile Ferrari'nin ismini bile görmek bir güven veriyor.Aynı pozisyonda ise Galatasaray'da Neil ve Servet ikilisi var.Şuna kadar beraber oynadıkları maç az sayıda.Servet ağır ve dağınık bir futbolcu olmasına karşılık hava toplarında hakim ve gerektiğinde topla rakibe sert müdahaleler yapan bir oyuncu.Servet,topu oyuna sokmakta zorlanan ve baskı yapıldığı anda topu kaybedebilecek bir oyuncu.
Defans hattının kanatlarına baktığımızda ise malesef uzun zamandır bir kronik hastalık olan kanatsız kartal sendromu yine göze çarpıyor.Defansın sağında ve solunda Beşiktaş olarak bizim rakibimize göre eksikliğimiz var.İbrahim Üzülmez'in sol kanattaki yerini alacağını düşündüğümüzde sağ kanattada büüyk ihtimal yine Ekrem Dağ olacaktır.Bu ikili yetenekleri kısıtlı ama özveri ile oynayan iki oyuncu.Gününde olurlar ise takıma katkıları süper ama değiller ise işte ozaman sorun başlıyor.Galatasaray'da ise Sabri bu maça yetişecek gibi gözüküyor.Sabri her ne kadar saha içinde çirkef bir oyuncu olsada takımı için önemli bir oyuncu.Sürati,topla driplingleri ve sert şutları olan bir oyuncu.Kendisi uzun zamandır sakat ve maç eksikliği var.O yüzden tam performans gösteremeyebilir.

Orta sahaya baktığımızda ise teknik oyuncular bakımından ve oyunun seyrini değiştirecek yetenekte oyuncular bakımından Galatasaray'ın üstünlüğü var.Arda,Elano gibi oyuncular orta alanda oyunu ileri taşıyan ve her an tehlike yaratacak oyuncular.Bizde ise bu yükü Tabata üstlenecek gibi.Tabata'nın son maçlarda gösterdiği performans umut versede asıl önemli olan bu maçta neler yapabileceği.Ernt ve Fink ikilisi ise dinamo gibi çalışan ve oyunun her iki yönünü oynayan oyuncular.Ama malesef her ikiside performans olrak düşüş içindeler.Orta alanda bu maçta çok daha fazla çalışmaları gerekecek.

Forvet hattı aslında her iki takımında sıkıntılı olduğu bir bölge.Galatasaray yaptığı trasfer ile güçlendirmeye çalıştığı forvet hattında şuan oyuncu bulamıyor.Gol yükünü omuzlayacak bir oyuncuları yok.Gerçek anlamda bir forvet olmayınca ilk yarının ilk haftalarında gördüğümüz bol gollü maçlar çıkaramıyorlar.Beşiktaş açısından ise işler zaten sezon başından beri iyi gitmiyor forvet hattında.Bobo,Nobre,Nihat,Holosko ne yazık ki gol yollarında ilaç olamadılar.Bu maçta farklı bir durumun olacağını sanmıyoruz.Yine tek forvet ve Bobo ile başlanacaktır maça.Daha sonra oyun sıkıştığı anda Nobre girecektir.Nobre'den gol atmasını bekleyeceğiz.Bu çok acı bir durum.Forvet hattında her iki takımda bu maçta eşit gibi gözüküyor.Şans kimden yana olursa golü o bulacaktır.

16 Ocak 2010 Cumartesi

Küçük Hakan'ın Küçük Milliyetçiliği


Baros ,  Fenerbahçe maçında sakatlanmış ve uzun süredir oynayamıyordu.Devre arasında kendisi takımdan ayrı olarak yüklemelere başlayan Baros ne yazık ki uzun bir süre daha sahalardan uzak kalacak.Ayağına yeniden platin takılacak olan Baros takımdan yine ayrı kalacak.Buraya kadar olan kısım hem Baros'u hem Galatasaray'ı üzen bir durum.Ama asıl önemli konu Galatasaraylıları üzen konu ise kendi içlerinden yetişmiş bir başka futbolcunun Baros'un sakatlığı üzerine milliyetçilik yapması.Hemde pek sağlıklı olmayan bir milliyetçilik yapması.Baros'un ayağına yeniden platin takılacak olması için fikri sorulan Hakan Ünsal bu konu üzerinden saçma bir yorum yaparak yerli yabancı ayırımına gitmiş.Sağlık üzerinden bunu yapması ayrı bir komedi.

Bakın K.Hakan ne demiş ;

 HAKAN ÜNSAL: Gereksiz bir ameliyat

"Özellikle Atletico Madrid gibi önemli maçların olduğu dönemde Baros’un operasyonunu çok doğru bir davranış olarak görmüyorum. Aynı pozisyonda Servet ya da Arda olsa kesinlikle ameliyat olmayacakları gibi, diğer Türk oyuncular üzerinde bile “Önemli değil, oyna” diyerek baskı kurarlardı."

Hakan Ünsal bu son çıkışları ile birlikte kendi taraftarı tarafından pek iyi sözler duyamayacak gibi.Takım içinde adı küçük Hakan'dı yorumları da adı gibi küçük olmaya başladı.

14 Ocak 2010 Perşembe

Lucas Neill Galatasaray'da



Galatasaray Lucas Neill ile 1,5 yıllık anlaşma imzaladı.31 yaşındaki Avusturyalı futbolcu 750,000 £ karşılığında 1,5 sezon boyunca Galatasaray için ter dökecek.

13 Ocak 2010 Çarşamba

Taçsız Kral



Türk futbolunun gerçek kralı Metin Oktay.Onun futbolunu izlemek bizlere nasip olmadı.Hatırladıklarımız çevirdiği flim ve hakkında yazılan övgü dolu yazılar.Galatasaray taraftarının bugün bile unutamadığı bir gerçek yıldız.

31 Aralık 2009 Perşembe

Ali Turan Galatasaray'da



Galatasaray Ali Turan'ı 125 bin Euro + A2 takımından bir oyuncu karşılığında transfer etti.Kayserispor basın sözcüsü yaptığı açıklamada Galatasaray'ı transfer etiğine uyduğu içinde ayrıca tebrik etmiş.

Daha dün akşam tüm spor bültenlerinde menajer Hurman'nın açıklamaları vardı.Galatasaray Gökhan transferinde olduğu gibi oyuncumuzun aklını karıştırıyor ve verim alamayacak noktaya geliyoruz diye Galatasaray'a sitem ediyordu.Başkan ise satılık futbolcumuz yok sezon sonu bedava alsınlar diyordu.Bir günde neler değişiyor.Kayserispor yönetimi yanar döner olmaya yaz aylarından başladı yılıda bu şekilde tamamladı.