
Hertha Berlin Bundesliga2nın son sırasına demirledi.15 puan ile ligin son sırasında ki Herta Berlin sahasında oynadığı Nürnberg maçınıda kaybedince taraftarlar çılgına döndü.Taraftarların hedefinde oyuncular ve teknik kadro vardı.




Abdullah Avcı son oynanan maçta ağzından çıkanlara hakim olamadı.Önce herkes o küfürlerin maçın hakemine yönelik olduğunu düşündü.Ama daha sonra kendisi itiraf etti ve o küfürlerin hakeme değil Tello'ya yönelik olduğunu söyledi.Özrü kabahatinden büyük bir davranıştı bu.Abdullah Avcı kendisi için yapılan tezahüratların ne için yapıldığını aslında anlamamazlıktan geliyor.Abdullah Avcı'nın savunması da bir garip oldu.Kendi çocuğunun Beşiktaş futbol okullarından birinde futbol oynadığını söyledi.Böyle bir savunmada çocuğunu kullanması ve bir şekilde bakın bende sizden sayılırım demek mi istedi acaba.
Aslında futbol camiasında efendi kişiliği ve doğru duruşu ile ön plana çıkan Abdullah Avcı önce Trabzonsporlu Engin Baytar için bir kaç kelam etti ardından Tello'ya küfürleri saydırdı.Engin içinde aslında bir teknik direktörün söylememesi gereken laflar sarf etmişti.Engin konusunda bir teknik direktörün tercihi olabilir ve o tarz futbol oynayan biri ile birlikte olmak istemeyebilir ama Tello'ya ettiği küfürlerin hiç bir açıklaması ve mazur görülen bir kısmı olamaz.
Abdullah Avcı şimdiden bir daha ki sezon oynanacak maçlara hazırlıklı olmalı ve şimdiden bahaneler bulmaya başlamalı.Kendisi bu ateşe su dökmek yerine benzin ile müdahale etti ve ateş daha çok alev aldı.








Süper ligde 24.haftayı geride bıraktık.İkinci yarı başlamadan önce herkesin hem fikir olduğu ve fikstür avatanjı ile ikinci yarıda zirvede olmasını beklediği Fenerbahçe şuan ligin 3.sırasında.Ligimiz ikinci yarı ile birlikte geçen sene ki gibi birbirine yakın puanlara sahip takımların çekişmesi içinde geçecek gibi.Fikstür avantajı elinde olan Fenerbahçe üst üste puan kaybı yaşayınca hesapları bir anda değişti.Hiç hesapta olmayan yenilgiler ve beraberlikler sıralamada geriye itti.Aslında Galatasaray hiç beklemediği bir anda liderliği eline geçirdi.İnönü'deki beraberlikten sonra Galatasaray kendisini şanslı hissetti ama bu hafta ki puan kaybı onlarıda bir strese sokacaktır.Beşiktaş ise aslında bir çok futbolsever ve Beşiktaşlılar tarafından bile ikinci yarı yarıştan kopar düşüncesindeydi.Ama şuan ki puan tablosunda bir kopma yok aslına erteleme maçında alınacak bir üç puan üst sıralarda ki takımlar üzerinde stres yaratabilir.Mustafa Denizli'nin herkesi şaşırtan hesaplamaları ikinci yarı ile birlikte böyle giderse tutabilir.Çünkü üst sıralarda ki takımlar stresi daha çok hissediyor ve puan kayıpları yaşayabiliyor.
Bursaspor gerçeğini unutmamak lazım.Şuan iki maçları eksik olmasına rağmen ligin zirvesindeler.Kasımpaşa maçından büyük bir ihtimal ile alınacak bir 3 puan ve Diyarbakırspor maçında sonra federasyonun büyük ihtimal ile vereceği 3-0 hükmen galip kararı ile ligimizin yeni lideri olacaktır.Bursaspor için tarihi bir olay olacak liderlik.Fikstür avantajı her ne kadar boş bir laf olsada yinede Bursaspor avantajlı bir konumda.Sahasında oynayacağı son maç olan Beşiktaş maçı gerçekten çok ilginç olacak.Eğer iki takımda son haftaya kadar yarıştan kopmaz ve bir hedef için oynarlarsa gerçekten son yılların en güzel maçı olmaya aday.
Ligimizin marka değeri üzerine çok yazılar yazılıyor.Ligin marka değeri bir tarafa çekişmeli bir lig olması aslında herkesin istediği birşey.Ligimizde şuan ilk altı basamakta ki tüm takımların şampiyonluk şansı var.Matematiksel olarak bu şans devam ettikçe ligin zirvesinde heyecan daha çok artacaktır.Son haftalara doğru ise bu stresli ve zor günleri en iyi şekilde yönetenler karlı çıkacaktır.
Alt sıralarda ise bu hafta ile birlikte düşen diğer takım Diyarbakırspor olacak gibi.Kendi sahasında oynamayacak veya seyircisiz oynayacak büyük bir ihitmal ile.Ve bu olayların kendilerine zarar verdiğini o günlerde daha iyi anlayacaklardır.Denizlispor şansını sürdürmeye devam ediyor.Son 4 haftadır biri hükmen galip sayılmak üzere yenilgi yüzü görmediler.Topladıkları 10 puan morallerini arttırmış ve rakiplerinin puan kayıpları şanslarını arttırmış olabilir ama çok geç kaldılar toparlanmak için.Bu saatten sonra ligde kalmaları zor görünüyor.Eğer ligde kalmayı başarırlar ise gerçekten büyük bir mucize yapmış olacaklardır.











Owen sakatlığı nedeni ile sezonu kapattı.Owen için şansız mı desek bilmiyorum ama bu adamın kariyeri böyle inişli çıkışlı olmamalıydı.Henüz 18 yaşında parlayan bir yıldızdı.Daha sonra ne olduysa oldu ve hiçbirşey eskisi gibi olmadı.İspanya deneyimi fiyasko oldu sonra döndü İngiltere'ye ama yine ya sakatlık ya formsuzluk yakasını bırakmadı.
M.United aslında yeni bir kariyer açısından Owen'e tanınmış bir şanstı ama sezon başından beri yine belli bir istikrar yakalayamadı ve yine sakaltlandı.Sakatlığı ciddi olmalı ki sezonu kapatmış dünya kupası kadrosunda bile olmayabilir.






Soru 1 :Geçtiğimiz iki sezon Sivasspor’un yapamadığını Bursaspor yapabilir mi? Yani şampiyon olabilir mi?
Uğur Dündar cevap vermiş büyük bir bilgelikle.
"Türkiye’de futbol sadece sahada oynanmış olsa, şampiyon adayım banko “Bursaspor” diyebilirdim. Bursaspor güzel futbol oynayarak sağladığı başarıyı, futbola karşı oynanan oyunları engellemede de gösterebilirse, şampiyonluk ipini göğüsleyebilir! Ancak bu alandaki oyunun futbola benzer bir yanı yok. Çünkü bu oyunun adı, Bizans Oyunu!.. Bu nedenle Bursaspor’un işi çok zor!"
Ya Allah aşkına bu laf ne demek.Bu sözlerin anlamı ne demek.İlla birilerine iyi , şirin gözükeceksiniz diye kullanılan tabirler iyice aşağıya iniyor.Tribünlerde kullanılan lugatı beğenmezsiniz ama işinize gelince aynen oradakiler gibi olmaya başladınız.Ayrıca ne demek Bizans Oyunu.Daha bir kaç sene öncesine kadar yöneticilik yapmış biri bu sözü söylüyor.Demek ki alınan şampiyonluklar temiz değil.Bizans kim ve bu oyunu oynayanlar kimler.Araştırmacı gazeteci olarak bari bunu da yazıverin.
Soru 2 : İbrahim Toraman, “Milli Takım’a seçilme kriteri nedir anlamıyorum. Milli Takım bana yasak mı?” diyor. Haklı mı?
UĞUR DÜNDAR İbrahim Toraman maçlarda sürekli konuşuyor. Ağzının kapandığı zamanlarda da eli, kolu çalışıyor. Galatasaray derbisinde Mehmet Topal’ı, Fırat Aydınus’a göstere göstere, el enseyle “tuş”a getirmesi, hala gözümün önünde. Futbolu el kol yerine sadece ayaklarıyla oynadığı zaman, hakikaten iyi futbolcu. Aksi taktirde Beşiktaş’ta yıllarca oynayamazdı. Bence bu haliyle milli olabilir, ama grekoromen güreş takımında!
YILMAZ ÖZDİL Çenesi kadar ayakları çalışsa, Milli Takıma da alırlardı herhalde… Ağlayacağına topunu oynasın.
Soruya verilen cevaplar bunlar.Futbol sohbetinde mevzu nerelere gelmiş.Yılmaz Özdil'i severiz yazılarınıda okuruz ama artık futbol hakkında yazdıkları söyledikleri kabak tadı vermeye başladı.Toraman bu formayı diğerlerinden daha çok hak ediyor ama nedense alınmıyor.Almasınlar bizim için Toraman'ı Beşiktaş forması ile görmek yeter.
Fenerbahçe camiası yenilgiyi hazmedeyen bir camia.Enson İ.B.B maçından sonra yine başladılar asıp kesmeye.Hakemi Fenerbahçe düşmanı olmakla suçladılar , vermediği golü ve kartı söylerken nedense kendilerine yarar sağlayan kırmızı kartlık pozisyonları atladığını söylemediler.Fenerbahçe camiası kendi eleştirisini yapamayan bir camia.Her yenilgiden sonra muhakkak bir suçlu ararlar ve nedense bunu hep dışarda ararlar.Bu gün bir internet sitesi aracılığı ile Fırat Aydınus'a düdük astıracaklarını ilan etmişler.Belki başarabilirler,böyle güçleri olabilir.Ama son altı , yedi haftadır kazanamayan bir takım bir maç ile mi bu hale geldi.Kendi kapılarının önünü süpürmeye cesaret edemeden komşunun çöpüne laf ediyorlar.
Yaptıkları dandik transferlere toz kondurmuyorlar , korkak bir teknik dikrektöre sahip olduklarını söylemiyorlar , yanlızca bir adama bağlı bir takım olduklarını kabul etmiyorlar.İstediklerine düdük çaldıracaklar , istemediklerine düdük astıracaklar.Bazıları iyi alıştı son zamanlarda düdük astırıp düdük çaldırmaya.Ama işte bu nedenle bir adım ileri gidemiyoruz.Edirne'den öte köy yok bizim için.
Hakem hatalı ise cezasını verecek olan kurumlar zaten mevcut.Ama hatalı olan yönetimlere ve teknik adamlara yada oyunculara cezasını verecekler mevcut mu?Günü kurtarmak için yapılan teknik adam tercihleri,isim olsun diye alınan ama verim alınamayan yabancı oyuncuları kimse konuşmuyor.
Fırat Aydınus düdük assın maçları Aziz Yıldırım yönetsin...

Beşiktaş camiasının önemli isimlerinden rahmetli Şevket Bilgin mirasının bir bölümünü Beşiktaş kulübüne isminin verileceği bir tesis yapılması karşılığında bırakmış.Bu yolla kulübe 860 bin liralık bir giriş oldu.Bir yanda kalbi Beşiktaş için atan bir Beşiktaşlı ve gözünü kırpmadan mal varlığını bağışlayacak kadar Beşiktaşlı , bir diğer yanda başkanlık seçiminde ne verdiysem seçilmezsem ertesi gün alırım diyen bir başkan.
Eskiden değerleri olan bir Beşiktaş şimdi ise gözünü hırs büyümüş ve her fırsatta duruştan bahseden ama o Beşiktaşlılık duruşuna yakışmayan yönetimler ve yöneticiler.
Ruhun bir kez daha şaad olsun Şevket Belgin...
İnternette siteler arası dolaşırken ntvspor.com'da bir haber gözüme çarptı.Haberde FİFA başkanı Blatter'in ofsayt kuralı ile ilgili bir çalışması olabileceğinin haberi vardı.Habere göre FİFA başkanı Sepp Blatter Uluslararası Hokey Federasyonu başkanı Leandro Negre ile görüşmüş ve ofsayt kuralının kalkabileceğine yorumlanmış bu durum.
Aralarında ne konuştular bilemiyoruz ama artık futbolun şeklini değiştirmeye kafa koymuş gibi bazı kesimler.Futbolun oyun kuralları zamanla değişime uğradı bazen radikal denilebilecek kurallar ilave edildi veya var olan kurallar kaldırıldı.Bunların hepsi saha içinde herhangi bir sıkıntıyı gidermek ve tartışmalı kararların oranlarını düşürmek için yada bazen oyunu hızlandırmak içindi.Ama futbolun belkide can damarı gibi olan ofsayt kuralının kaldırılması yada düşünülmesi çok garip olur.Futbol çok çekilmez bir hal alır ve heyecanı kalmaz.
UEFA'nın bu sene denemeye başladığı 6 hakemli maç yönetimleri bile bariz hataları gidermeye yetmiyor.Enson Galatasaray maçında olduğu gibi ceza sahasında neden durduklarıni bilmeyen hakemler o penaltıyı vermedi yada göremedi.Futbolun heyecanını kaçırmak için birileri yeni fikirler üretmeye başladılar.Ama işin içinde sponsorlar ve büyük uluslararası firmaların olduğu bir ortamda futbola yön verenler futbol dünyasımı yoksa bu çevreler mi düşünmeden edemiyor insan.
Bir gün biri çıkıp tartışmalı pozisyonları azaltmak için topun içine çip takılmasını gündeme getirdi, daha sonra bilgisayar yardımı alıp topun çizgiyi geçip geçmediğine bakılmasını önerdi yakın zamana kadar.Futbol maçından çok bir tenis yada basketbol maçı havasında olacak gibi öneriler çıktı ortaya.Ama bunların uygulanması demek heyecanın ortadan kalkması anlamına geliyor.Tribünlere koşan insanlar futboldan bu şekilde tat almaz.
Futbolun kurallarını değiştirdikten sonra inşallah bir sivri zekalı çıkıpta futbol topunun şeklini değiştirmeyi önermez.İş git gide oraya kadar gidecek gibi.



Copyright © teknik diktatör. All rights reserved. Blogger templates created by Templates Block
Powered by Blogger. Designed by ![]()