Milli takımımızın Avrupa şampiyonasında giyeceği formalar tanıtıldı.Formalar sade bir görüntü içinde.Biraz daha farklı bir forma yapılabilirdi aslında.Klasik bir görüntüden öte biraz daha farklı olsaydı daha iyi olabilir.
27 Şubat 2010 Cumartesi
Milli Takım Yeni Formaları
Milli takımımızın Avrupa şampiyonasında giyeceği formalar tanıtıldı.Formalar sade bir görüntü içinde.Biraz daha farklı bir forma yapılabilirdi aslında.Klasik bir görüntüden öte biraz daha farklı olsaydı daha iyi olabilir.
Kayserispor-Beşiktaş

Ligde umudumuz az olunca maç ile alakalı post girmeyi bile son güne bırakıyoruz.Heyecanımız kaybolduğundan mıdır yoksa takımdan bir beklentimiz olmadığından mı bilinmez ama artık maç günlerini ayrı bir havada beklemiyoruz.
Bu gün çok zor bir maça çıkacağız.Kayserispor sahasında bize karşı iyi top oynayan bir ekip.Kayserispor'da tıpkı bizim gibi az gol yiyen ve az gol atabilen bir takım.Cangele bu gün oynamayacak.Kim ne derse desin bizim için avantajlı bir durum.Çünkü çok tehlikeli bir adam ve ne yapacağı belli olmuyor.Makukula bir durgunluk dönemine girdi.Ligin hala gol kralı ama ilk yarıda ki gibi performansı yok.Bazı futbolcular durup durup bizim maçlarda yıldız oluyor ya yine aynı şey olabilir.Defansımızı zorlayacağı kesin.
Bizim açımızdan artık her maç final ve her maç kazanılması gereken bir maç.Gerçi bizim kazanmamız birşeyi değiştirmiyor.Rakiplerimizinde kaybetmesi lazım.Yani kendi işimizi kendimiz göremiyoruz malesef.Nobre oğlunun hastalığından dolayı kadrodan çıkarıldı.Başka bir eksiğimizde yok.Yani mazeretimiz yok.Alınacak üç puan ve rakiplerin kaybedeceği puanlar bizi umutlandırabilir.Unutmayalım ki Kayserispor puan olarak şuan bizden üstte.Bu maçıda kazanıp arayı açmak isteyecektir.Kolay maç olmayacak.
Şalgamcı Deli İbo
Kaptan İbrahim Üzülmez Ligtv'de bir programa katıldı.Merak edilen tüm sorulara içten cevaplar verdi.Tribünlerin doğru söyle İbo bugün ne içtin sorusuna verdiği cevap komik olmuş.Meğer bizim Deli İbo abimiz şalgam içiyormuş.
26 Şubat 2010 Cuma
Milli Takım Aday Kadrosu
Kaleciler: Volkan Demirel (Fenerbahçe), Onur Recep Kıvrak (Trabzonspor)
Defans : Gökhan Gönül (Fenerbahçe), Sabri Sarıoğlu, Emre Güngör, Servet Çetin, Caner Erkin (Galatasaray), Ceyhun Gülselam, Remzi Giray Kaçar (Trabzonspor), Çağlar Birinci (Denizlispor)
Orta Saha : Hamit Altıntop (Bayern Münih), Volkan Şen, Ozan İpek (Bursaspor), Mehmet Aurelio (Real Betis), Necip Uysal (Beşiktaş), Emre Belözoğlu (Fenerbahçe), Nuri Şahin (Borussia Dortmund), Arda Turan (Galatasaray)
Forvet :Tuncay Şanlı (Stoke City), Mevlüt Erdinç (Paris Saint Germain), Halil Altıntop (Eintracht Franfurt), Kazım Kazım (Toulouse)
VEDA
Avrupa'da mücadele eden iki takımımızda dün akşam ki sonuçlar ile annemizin ligine geri döndüler.Sonuçlar böyle olmalımıydı yoksa biz turu hak etmişmiydik tartışmaları dün akşamdan beri yapılıyor.Galatasaray cephesi hakeme yükleniyor, Fenerbahçe cephesi sakat oyuncuların çokluğundan yakınıyor.Kendi kendimize dövünüp duruyoruz yani.Ama sonuçta turu kendi evimizde kaybettik.Her iki takımımızda aslında Avrupa'da mücadele edecek bir kapasiteye sahip değildi.Büyükler naraları atarak şişirilen takımlarımız Avrupa sahnesine çıkınca nedense birden küçülüyorlar.Ligde esip gürleyen futbolcular hakemlere dayılananlar Avrupa sahnesinde suspus oluyorlar.
Fenerbahçe takımı sene başında Daum'u takımın başına getirerek zaten Avrupa'da bir hedefi olmadığını göstermişti.Çünkü Daum kısa yoldan şampiyon olmanın derdinde.Başarıyı yakalayabileceği en kolay yolun lig ve Türkiye kupası olduğunun bilincinde.Avrupa için her hangi bir atılım yapılmayan bir takımda ancak buraya kadar mücadele edilir.Kadrosunda ki yetersiz yabancılar ile ligi bir şekilde idare ediyorlar.Bu söz aslında kendini "büyük" olarak isimlendiren takımlarımız için geçerli.Ligde yürüttükleri gemilerini Avrupa'da karaya oturtuyorlar.Fenerbahçe bu ligde yabancı sınırı kalksın diye uğraşan yegane takım.Ama kadrosunda bulunan yabancılardan bir tek Alex dışında pek verim alamayan bir takım.Demek ki böyle ikinci sınıf yabancılar ile bu iş olmayacak.Para babası bu takımlarımız nedense Avrupa arenasında isim yapmış futbolcular yerine Güney Amerikalıların peşine düşerler anlayamıyoruz.
Galatasaray takımı devre arasında transfer yaptı.Amaç belliydi bu dönemi boş geçmemek ve rakiplerine oranla güçlü hale gelmekti.Elindeki kadro zaten ligi bir şekilde idare edecek bir kadroydu.Üstüne alınan oyuncular ise Avrupa'da oynayamayacak oyunculardı.Bu nasıl bir transfer mantığı çözmek mümkün değil.Kiralık oyuncular ile ligin ikinci devresini geçirmeyi hedef biliyorlar sonra kalkıp forvetsiz çıktıkları maçta hakeme yükleniyorlar.Dua etsinler hakem Servet'i maçın ilk yarısında oyundan atmadı.Attığı tekmenin cezası kırmızı karttı.Her sene başı geyik muhabbeti haline gelen ve klişe birşey olan "bu sene 3 kulvarda yarışacağız ve başarılı olacağımıza inanıyoruz" geyiği artık bir son bulsun.Bir Türk'ün diğerine hikayesi bitsin artık.Edirne'den öte köy yok bize.
Hafta Sonu Futbol

26 Şubat Cuma
20:00 Antalyaspor-Trabzonspor / Lig TV
21:30 Schalke 04-Dortmund / !
27 Şubat Cumartesi
13:30 Kocaelispor-Altay / D Spor
14:45 Chelsea-Man City / Spormax
14:00 Bursaspor-Sivasspor / Lig TV
16:30 Mainz-Bremen / TRT 3
17:00 Watford-Newcastle / Futbol Smart
19:00 Kayserispor-Beşiktaş / Lig TV
19:30 Stoke City-Arsenal / Spormax
19:30 Leverkusen-Köln / TRT 3
21:00 Tenerife-Real Madrid / NTV Spor
22:00 Montpellier-Rennes / Kanal A
23:00 Barcelona-Malaga / NTV Spor
23:15 Leixoes-Benfica / RTP & SIC Internacional
28 Şubat Pazar
00:30 Santo Andre-Portuguesa / Spormax
13:30 Ajax-Ultrecht / Futbol Smart
13:30 Karabükspor-Konyaspor / D Spor
14:30 Rangers-Celtic / Euro Futbol
15:00 İBB-Fenerbahçe / Lig TV
15:00 Tottenham-Everton / Spormax
15:30 PSV-RKC Waaljik / Futbol Smart
16:00 Milan-Atalanta / NTV Spor
16:30 Hannover-Wolfsburg / TRT 3
17:00 Liverpool-Blackburn / Spormax
17:00 Aston Villa-Man United / Kanal A (Carling Cup-Final)
19:00 Galatasaray-Kasımpaşa / Lig TV
19:30 B.Munih-Hamburg / TRT 3
22:00 Santos-Corinthians / Spormax
22:00 PSG-Marseille / Kanal A
22:00 Atletico Madrid-Valencia / NTV Spor
22:15 Sporting Lizbon-Porto / Futbol Smart
25 Şubat 2010 Perşembe
CR3 Carlos
Bursaspor Şampiyon Olabilir Mi ?
Bursaspor geçen sene Sivasspor'un yakaladığı başarıyı bu sene kendileri tekrarlıyor.Ama aralarında bir çok fark var.Bursaspor yönetimi ve teknik heyeti şuan kadar Sivasspor gibi antipatik hareketler içine girmediler.Geçen sene şampiyonluk yolunda önemli adımlar atan Sivasspor Bülent Uygun'un antipatik hareketleri sonucu çok fazla tepki almıştı.Bu sinirli ve antipatik hareketler takımın üstünde ki yükü daha fazla arttırmıştı.Ama Bursaspor bu şekilde davranmıyor.Akıllıca bir yol izliyorlar.Ligin iyi top oynayan takımlarından biri olarak futbolun diğer yönününüde iyi yönetiyorlar.Ertuğrul Sağlam sakin yapısı ile takımını iyi yönetiyor.
Bursaspor ligin geri kalan kısmında 12 maçta büyük bir avantaja sahip.Fikstür olarak içeride oynayacakları maçlar kaderlerini bellirleyecek.İçerde oynacaklar takımlar kağıt üzerinde Bursaspor'a rakip olamayacak takımlar.Birde bay geçecekleri haftaları var.Bir maçı eksik olan Bursaspor ligi zirvede bitirirse kimse şaşırmasın.
Efes Pilsen Futsal Ligi

Dünyada 1930'lu yıllarda oynanmaya başlayan futsal ülkemizde henüz yeni gelişmeye başlamış bir spor dalı.Salon futbolu olarak dünya üzerinde birçok ülkede oynanıyor ve ve büyük ilgi görüyor.İlk olarak Güney Amerika'da ortaya çıkan bu spor daha sonra diğer Amerikan ülkeleri tarafından oynanmaya başladı.Futsal ülkemize 2005 yılında futsal milli takımının kurulması ile girdi.Şuan dünyada gördüğü ilgiyi ülkemizde görmediği kesin.Efes Pilsen sporsonluğunda lig düzeyinde ülkemizde de hak ettiği yeri alacağı kesin.Şuan ülkemizde bölgeler düzeyinde oluşturulan gruplar halinde oynanıyor.
Futsal dünya kupası ilk olarak 1982 yılında Brezilya'da oynandı ve Brezilya şampiyon oldu.Brezilya uzun süre şampiyonluklara ambargo koydu.1988 yılında Brezilya'dan sonra Paraguay şampiyon oldu.Sporun, FIFA’ ya bağlanmasından sonra, sırası ile Hollanda (1989), Brezilya (1992), Brezilya (1996), İspanya (2000), İspanya (2004) şampiyon oldu.
Şampiyon olan takımlara bakıldığında da aslında bir gerçek ortaya çıkıyor.Futsal kısa mesafede oynanan bir oyun ve topa hakim olmayı gerektiren bir oyun.Brezilyalıların top ile olan bağı bu sporda da ortaya çıkıyor.Kısa alanda teknik oyuncuların oynayabileceği ve fazlaca yetenek gerektiren bir oyun.
Güven Önüt'ü Anıyoruz

1960 yılı Temmuz’unda Beşiktaş’a transfer oldu. Kendisine has çalımlarıyla rakiplerini ekarte edişi, şık kafa golleri, isabetli pasları ve sert şutlarıyla etkili oldu. Beşiktaş’ın ve Türk Futbolu’nun en büyük golcülerindendi. Siyah-Beyazlı forma altında 2 Türkiye Ligi şampiyonluğu yaşadı. 1960-69 yılları arasında 225 maçta oynayıp, 94 gol attı rakip filelere. Mütevazı kişiliği ve centilmenliği ile iz bıraktı stadlarda. 1963-64 sezonunda 19 golle “Gol Kralı” olarak, Beşiktaş tarihindeki ilk gol kralı olma unvanını yakaladı.
24 Şubat 2003 yılında kaybettiğimiz Önüt’ü saygıyla anıyoruz...
Çıplak Kızak Yarışması


Avrupalıların ilginç sporları var ve bu sporların ilginç kuralları oluyor elbette.Almanya'nın Braunlage kentinde düzenlenen kızak yarışmasının katılımcı olmak için tek şartı çıplak olmak.Bu yıl ikincisi düzenlenmiş bu ilginç yarışmanın ve tam 14000 kişi izlemiş.Bu senenin en hızlı ismi de Christian Schmidt olmuş.Ülkemizde asla yapılamayacak bir organizasyon.Bu yarışları izlemek için Almanya'ya mı gitsek bir daha ki sene acaba.
24 Şubat 2010 Çarşamba
Bursaspor Çoştu

Anadolu takımları sürekli olarak Antı-İstanbul edebiyatı yaparlar.Ama birçok konuda İstanbul takımlarını taklit etmeye bayılırlar.Tribünlerde besteler İstanbul besteleridir , yaptıkları gösteriler herzaman İstanbul'dan araklamadır ama yine bu felsefelerinden vazgeçmezler.İşte son örnek ,Bursaspor Fenerbahçe galibiyetini tşörtlere taşımış.Hadi bakalım hayırlı uğurlu olsun.
Hunt mu Huntelaar mı?
Spor haberciliği çok kolay bir iş gibi algılanıyor ülkemizde.Hergün bir başka transfer bombalarının patlar hergün ayrı bir konuda komple teorileri üretilir falan.Ama birazda haber yaparken araştırmak lazım.Blog sahibi yüzlerce insan bir konuda yazacakları zaman yeri geliyor birkaç kaynaktan araştırıp yazıyor.Ama haber7.com editörleri araştırmaktan uzaklar herhalde.Haber şu Werder Bremen oyuncusu Aeron Hunt sözleşme uzatmış takımı ile.Haber bu sitede yer almış.Ama bir fark ile.Kullanılan foto Hunt'a ait değil.Fotodaki kişi şuan Milan'da oynayan Huntelaar'a ait.
Haberde ayrıntı vermeye devam ediliyor.18 yaşından beri Alman takımında oynadığı söylenen Hunt için nasıl Ajax formalı biri kullanılıyor merak ediyoruz.
Buda gerçek Hunt;
İnter-Chelsea

Bu akşam şampiyonalr liginde çok zevkli bir maç var.İnter ile Chealse maçı günlerdir Mourinho'nun demeçleri ile gündem oluşturuyor.Mourinho her demecinde Chealsea ile oynuyor aslında.Sinir harbi şeklinde geçen demeçlerden sonra bu akşam dananın kuyruğu kopacak.Mourinho demeçlerinde Chealsea'yi psikolojik olarak bu maça yenik başlatmaya çalışıyor.Hala kendi taktikleri oynadıklarınıs öyleyip maçı nasıl kazanacağını bildiğini ima ediyor.Ama karşı taraftada enaz kendi kadar kurnaz olan bir İtalyan Ancelotti var.Ancelotti'de son demecinde İtalya'da İnter taraftarı hariç herkes bizi destekleyecek diyerek bir hamle yaptı.Bakalım bu psikolojik savaş sahada nasıl sonuç verecek.Maçın çekişmeli ve güzel geçeceğinden şüphe yok.Ama kişisel tahminim Chealsea'nin bu turu geçemeye yakın olduğu.
Kırmızı Çizgi

Ntvspor yayına başladığı günden beri insanların sürekli takip ettiği bir spor kanalı.Programları ve spikerleri gerçekten bu işi en iyi yapanların içindeler.Ama bir program var ki o başlayınca kanalı nasıl çevireceğimizi şaşırıyoruz.Programın adı Kırmızı Çizgi.Programda herşeyi bilen adam Hıncal ile tamamen Hıncal'a ağam , paşam , siz daha iyi bilirsiniz diye bu yaşında gönlünü etmeye çalışan Mehmet Aslan var.Programda o haftanın önemli olayları konuşuluyor.Ama aslında öyle olmuyor.Program Hıncal'ın sallamalarına sahne oluyor.Bir Rijkaard'a , bir Hiddink'e derken program bitiyor.Karşısındaki de elle basma tulumba gibi başını sallıyor.Program tamamen bundan ibaret.
Hıncal'ın son bombasıda şu Galatasary'ı bana verseler enaz 10 puanla fenerden önde olurdu demesiydi.Aklı başında bir adam derki nasıl yapacaksın , gizli güçlerin mi var madem bu kadar güveniyorsunda neden bu zamana kadar futbolda birşeyler yapmadın.Ama karşısında ki kişi görev olarak bildiği Hıncal'ı desteklemek görevini bir kez daha yapıyor.
İzlenmeye değer bir program değil...
Total Futbol

Televizyon ekranlarında spor programlarının çeşitliliği aslında aralarından en iyiyi seçmemize yarımcı oluyor.Birçok spor programı var.Kimisi kendilerini futbolun uleması sanan kişiler ile dolu kimisi asli görevini unutup futbolun sektör olduğu gününümüzde ekranda var olma savaşı yapan kişiler ile dolu.
Futbol programları içinde SkyTurk'te yayınlanan Total Futbol ekibini ayrı bir yere koymak gerekir diye düşünüyorum.O programı izlerken futbolun gerçekten zevkli olduğunu ve herzman içinde memnun olabilecek şeylerin olduğunu görüyorsunuz.Programda konuşulan konular diğer programlarda yok.Hele Ali Ece gibi bir yorumcu diğerlerinde hiç yok.Her programda giydiği değişik tişört ve bandanası ile farklı bir karakter olan Ali Ece yorumları ile insanı ekrana bağlıyor en azından ben öyleyim.Beşiktaş'lı olmasının yanı sıra yorumları , söyledikleri takip edilmesi gereken bir kişi.
Marca - El Mundo Savaşı

İspanya'da medya savaşları adı altında bir konumuz vardı.Konuda Marca ve El Munda gazetelerinin Real Madrid ve Barcelona üzerinden birbirlerine ağır sözler söylediğini yazmıştık.
Dün oynanan Stuttgart- Barcelona maçından sonra bu savaş biraz daha alevlenecek gibi duruyor.Barcelona bildiğimiz üzere bir Katalan takımı ve o bölge insanı için çok önemli bir takım.Marca gazetesi ise Madrid yanlısı haberleri ile meşhur gazete.Dün akşam ki maçta olan iki pozisyon için penaltı iddasında bulunan Marca , Barcelona'nın galibiyetini istemeyecek kadar ileri gitmiş durumda.
İspanya için alışık olunabilecek bir durum.Taraftarların bu galibiyeti yada Barcelona'nın tur atlamasını istememesi çok doğal ama bir gazetenin bunu açık açık söylemesi çok garip bir durum.
Bu işin sonu nereye varacak merakla bekliyoruz.Marca yada El Mundo ne zaman pes edecek bekleyip göreceğiz.
23 Şubat 2010 Salı
Real Madrid Penaltı Savaşı
Ronaldo : Penaltıyı ben atacağım
Alonso : Top benim birader penaltıları ben atarım.
Ronaldo : Maçtan önce söz vermiştin ama...
Alonso : Unuttum gitti ver topu bana
Ronaldo : Topun kadar konuş.al senin olsun ben gidiyorum.
Ziya Doğan İstifa Etti
Kelepçeye 3 Maç Ceza

Mourinho , Sampdoria maçında hakeme yönelik bu hareketinden dolyı 3 maç ceza aldı.Aslında hareketin içinde bir hakaret yada hakemi rencide edecek bir görüntü yok.Ama işin içinde Mourinho olunca işler değişiyor.Kim ne derse desin aslında eşsiz bir teknik direktör.Takımı saha içinde mücadele ederken o saha kenarında ve saha dışında takımı için mücadele ediyor.Her söylediği ile rakiplerin moralini bozuyor,rakipleri ile münakaşalarından galip çıkan hep Mourinho oluyor.Kimsenin aklına gelmeyecek cevapları anında rakiplerine , gazetecilere hatta bazen kendi oyuncularına bile söylemekten çekinmiyor.İşte bu yüzden her hareketinde ceza alıyor.
Acıların Çocuğu

Guiza'nın oyundan çıktıktan sonraki hali gerçekten bir küçük Emrah fliminin sahnesi gibiydi.Üzgün , dokunsanız ağlayacak bir halde oyundan çıktı.Guiza'nın bir benzeride bizde var.Adı Nobre.
Aslında sorun ne Guiza ne Nobre.Beceriksiz yöneticilerin ikinci sınıf yabancı oyuncuları ülkemize getirmeleri ve onlardan bir yıldız gibi bahsetmeleri.İnsanları kandırdıklarını düşünerek yaptıkları bu transferlerde harcanan onca para bu ülkenin serveti.Değmeyecek adamlara dünyanın paralarını saçmak başlı başına bir hata.Hataların en büyüğü ise o hatayı kabullenmeyip ısrarcı olmak,hatadan ders almamak.Guiza'ya verilen milyon dolarlar , Nobre'ye verilen milyon dolarlar bu ülkede futbol oynamaya can atan alt yapıda ki gençler için kullanılsa , biraz o oyunculara sabır edilse bu ikinci sınıf yabancı oyunculardan daha kötü sonuçlar vermez.
22 Şubat 2010 Pazartesi
Turkcell Süper Lig 22.Haftaya Bakış
Süper ligde 22. haftayı Fenerbahçe-Bursaspor maçı ile noktaladık.Bu hafta hem ligin üst sıralarını hemde alt sıralarını ilgilendiren önemli maçlar vardı.Ligin zirvesinde önemli maçların olduğu bu haftayı Galatasaray lider bitirmeyi bildi.Alt sıralarda ise ölüm kalım maçları vardı.Denizlispor üst üste 2.galibiyetini alarak az olan umutlarını devam ettirdi.Rakibi sayılacak Diyarbakırspor'u ise ateşe attı.Denizlispor süper ligde 351 gün sonra deplasmanda galip gelerek deplasmandan 3 puan alma hasretine son verdi.
Haftanın öne çıkan durumları ise şöyle ;
- Ligin zirvesini ilgilendiren derbi maçında galip taraf çıkmadı.Beşiktaş aldığı beraberlik ile zirve yarışında ağır bir darbe aldı.Galatasaray bu haftayıda lider kapattı.
- Bursaspor'un zirve yürüyüşü devam ediyor.Fenerbahçe'yi deplasmanda 2-0 geriden gelerek yendi ve rakibine bir adım daha yaklaştı.Bir maçının da eksik olduğunu düşünürsek rakibini geçme fırsatını yakaladı.
- Denizlispor kazanmaya başladı.İki haftadır galip gelen Horozlar umutlandılar.İkinci devre ile birlikte iyi bir oyun yakalayan Denizlispor pes etmiyor.
- Kasımpaşaspor ikinci devre oynadığı iki maçta 2-0 öne geçmesine rağmen maç kaybediyordu ama son iki haftadır yine aynı şekilde 2-0 öne geçiyor ama bu sefer yenilmiyorlar.Yılmaz Vural ve ekibi 2-0'lık skoru korumayı öğrenmişler.
- Ankaragücü lotocu ve iddacılar için beraberlik takımı oldu.Son 5 maçtır beraberlik serisi yakaladılar.Yeni bir hoca ile başladıkları ikinci devrede galip gelemediler ama yenilmedilerde.
Haftanın Takımı : Bursaspor
Bursaspor oynadığı son iki İstanbul deplasmanından 6 puan çıkarmayı bildi.Ligin dişli takımlarından Bursaspor lig yarışında sonuna kadar var olacak.İçerde dışarda kazanmayı bilen bir ekip oldular.Topladıkları puanlar oynadıkları oyuna bakınca tesadüf değil.2-0 geriden gelip oyunu çevirmek kolay iş değil.
Haftanın Teknik Direktörü : Ertuğrul Sağlam
Ertuğrul Sağlam Bursaspor'a hayat verdi.Bursa şehrini ve takımını yeniden heyecanlandırdı.Tanıdığı ve bildiği oyunculardan oluşan bir ekip kurdu ve başarıyı yakaladı.Sezon sonuda büyük bir ihtimal ile ligin ilk üç sırasında olan bir takımın hocası olacak.
Haftanın Golü : Arda Turan
Gol öncesinde topu takibi , ısrarı ve dönerek vuruşu ile haftanın golünü attı Arda.
Haftanın Hakemi : HAKAN ÖZKAN(Kasımpaşaspor - G.Antepspor)
Maçın kırılma noktası olabilecek bir pozisyonda yanlış bir karar verdi.Ama daha sonra kararının yanlış olduğunu görüp doğruyu yaptı.Yanlış bir oyuncuya kart gösterdi ve penaltı verdiği pozisyondan dönmesi sahalarda ender görülen bir olay.Hakem Hakan Özkan'ı tebrik etmek lazım.
Haftanın Kötüsü : Beşiktaş Kapalı Tribünü
Maç sonunda edilen küfürlerden dolayı haftanın kötüsünü kendi tribünümüz olarak seçiyoruz.Galatasaray'ın kurucusuna edilen küfürler bizim tribünlerimize yakışmadı.Özür metni yayınlamak ile geçiştirilecek bir olay değil.Orada o küfürü edenleri o anda susturmak lazımdı.
Milli Takım Fikstürü
03.09.2010 KAZAKİSTAN - TÜRKİYE
07.09.2010 ALMANYA - AZERBAYCAN
07.09.2010 TÜRKİYE - BELÇİKA
07.09.2010 AVUSTURYA - KAZAKİSTAN
08.10.2010 ALMANYA - TÜRKİYE
08.10.2010 AVUSTURYA - AZERBAYCAN
08.10.2010 KAZAKİSTAN - BELÇİKA
12.10.2010 BELÇİKA - AVUSTURYA
12.10.2010 AZERBAYCAN - TÜRKİYE
12.10.2010 KAZAKİSTAN - ALMANYA
25.03.2011 AVUSTURYA - BELÇİKA
25.03.2011 ALMANYA - KAZAKİSTAN
29.03.2011 TÜRKİYE - AVUSTURYA
29.03.2011 BELÇİKA - AZERBAYCAN
03.06.2011 AVUSTURYA - ALMANYA
03.06.2011 KAZAKİSTAN - AZERBAYCAN
03.06.2011 BELÇİKA - TÜRKİYE
07.06.2011 AZERBAYCAN - ALMANYA
02.09.2011 AZERBAYCAN - BELÇİKA
02.09.2011 ALMANYA - AVUSTURYA
02.09.2011 TÜRKİYE - KAZAKİSTAN
06.09.2011 AVUSTURYA - TÜRKİYE
06.09.2011 AZERBAYCAN - KAZAKİSTAN
07.10.2011 TÜRKİYE - ALMANYA
07.10.2011 AZERBAYCAN - AVUSTURYA
07.10.2011 BELÇİKA - KAZAKİSTAN
11.10.2011 ALMANYA - BELÇİKA
11.10.2011 TÜRKİYE - AZERBAYCAN
11.10.2011 KAZAKİSTAN - AVUSTURYA
O An

İlkokul zamanlarımızda tenefüs aralarında oynadığımız bir oyun geldi aklıma.Önümüze gelene üç tekme diye abuk sabuk bir oyundu ve aynen bu karede ki gibi bir görüntü olurdu.Eskiye götürdü bir anda bu kare.
Milli Takımda Yeni Oluşum
Milli takımda uzun bir süredir ismi geçen bir hocaydı Guus Hiddink.Kendisi daha önce bir çok ülke ile dünya kupası kariyeri olan ve kariyerinde başarılar dolu olan bir hoca.Hollanda'lı teknik adamların en bellirgin özelliği olan pas yapma ve topa hakim olma isteği milli takım için yeni bir sistemin habercisi.Hiddink Rusya ile olan sözleşmesinin bitiminden sonra göreve başlayacak.O zamana kadar ligimizi tanıyıp futbolcularımızı takip edecektir.Aslında kendisine yabancı olmayan , kısa bir sürede olsa çalıştığı bir ülkede tekrar görev yapacak.Yardımcı hoca için Tolunay Kafkas'ın ismi söylenirken kendisi eski öğrenciside olan Oğuz Çetin'i ısrarla istemiş.
Aslında Hiddink ülkemize gelmeden ve sadece söylentilerden ibaret olduğu bir dönemde medyamız tarafından çok tartışıldı.Hatta bazıları hoca olmadığını bile söyleyecek kadar ileri gitti.Alacağı ücret ve kariyeri tartışıldı.Bu kısır döngünün içinde başarısız bir anında ipleri boynuna geçirmeye hazır bir medyanın olduğunu da biliyordur.İşi gerçekten çok zor.Çünkü sonuç ne olursa olsun muhakkak bir kulp takılacaktır.Başarısız olması halinde yerli hoca tartışmaları yeniden alevlenecek , başarılı olsa bu gruptan zaten çıkardık bu kadar para vermeye değermiydi atışmaları yeniden başlayacak.
Benim için aslında hak edenin oynayacağına inandığım bir milli takım olacak.Kimse kayrılmayacak , özel muamele yapılmayacak ve hak eden o formayı giyecek.Hiddink milli takıma küstürülen isimler içinde yeni bir heyecan yaratmıştır.Rusya ligini çok iyi bildiği için Gökdeniz ve Fatih için yeniden milli formaları giymeleri süpriz olmaz , İbrahim Toraman gibi o formayı sonuna kadar hak eden isimlerin yeniden forma bulacağına inanıyorum.Terim döneminde bence bir çiftlik edasında olan milli takım artık bir düzen içinde olacaktır.Çünkü artık imparatorluk yok modern dünyanın modern futbol anlayışına sahip bir isimi var.Bizler için şuan milli takım başına gelebilecek en iyi isimi getirmek büyük bir şans.
Milli takımda alt yapı kategorilerinde de bir yapılanmaya gidildi.Ersun Yanal TFF Futbol Genel Direktörü olarak göreve getirildi.Bunun yanısıra Abdullah Ercan'da 17 yaş altı milli takımda görevine devam edecek.
Gol Atamayan Takım
Son bir kaç senedir penaltı atamamaktan şikayet ediyoruz.Suçu bazen hakeme atıyoruz bizlere karşı yanlı olduklarını düşündüğümüz için.Bir yerde bu durum doğru olabilir.Ama genele baktığımızda rakip ceza sahasında tehlikeli pozisyon oluşturamadıktan sonra , rakibi hataya zorlayamadıktan sonra değil penaltı frikik bile kullanamayız.Rakip ceza sahası önüne gelmeyen toplar orta alanda iki ileri bir geri pas trafiği ve kanatlardan atılan şişirilme ortalar ile futbol oynamaya çalışıyoruz.
Forvetlerimize bakıyoruz hangisi iş yapar diye bir tane isim sayamıyoruz.Nobre , Bobo , Nihat , Holosko ve oynamayan Batuhan bu takımın forvetleri olarak gözüküyor.İki hafta önce oynanan Gençlerbirliği maçında bizi kandıran bu takım son iki haftadır gözümüüz açtı.Bu takım gol atamıyor,karambole bir pozisyonda Sivok vuracak gol olacak , Toroman kafa vuracak gol atacak , Fink bir şut çekecek gol atacak diye bekliyoruz.
Ligde 21 maçta 26 gol atabilmişiz.Bu gollerin üçünü Ankaraspor maçından olduğunu düşünürsek sayı 23'e iniyor.Yaklaşık maç başı bir gol ortalaması ile oynuyoruz.Rakiplerimizin kırklı sayıları çoktan geçtiği ligde bizler hala bu durumdayız.Bu çok acı bir durum gerçekten.
1-1 Azalan Umutlar
Maça gelicek olursak Mustafa Denizli2nin maça Nobre ile başlaması gerçekten çok anlamsız geldi bize.Nobre sezon başından beri ilk onbirde sahaya çıkmayan yada çok az çıkan bir oyuncu.Bunun yanısıra formsuz bir oyuncu.Dün akşam maçın onbiri açıklandığında Nobre'nin ismini duymak süpriz oldu.Her maç öncesi şapkasından tavşan çıkaran Mustafa Hoca bu kez Nobre'yi tavşan olarak sundu bizlere.İleri uçta aslında aradığımız ve bulabileceğimiz pozisyonlara ilk yarıda girdik.Ama hem şans hem beceri olmayınca topu içeri sokamadık.Sezon başında bu takımın muhakkak bir golcüye ama tam anlamı ile bir golcüye ihtiyacı var diyenleri topa tutanlar şimdi dizlerini dövüyorlar.Rakibi korkutacak ve baskı altına alacak bir forvet oyuncumuz yok malesef.Takım içinde kısıtlı yeteneklere sahip oyuncuların çokluğu takımın hücüm gücünü ve saha içinde ki organizasyonlarınıda etkiliyor.Ekrem Dağ çok özveri ile oynamasına karşılık topu aldığında ne yapacağını merakla izliyoruz.Önce bir kendi ekseni etrafında dönüyor sonra pas atacak yeri arıyor sonra pası verene kadar bir zaman geçiyor.Tabi doğal olarak rakip takımın işine geliyor.İbrahim Üzülmez ve Ekrem Dağ aynı kanatta aynı yeteneklere sahip iki oyuncu olarak oynadı.Bir kanatta iki Üzülmez durumu vardı.Ekrem Dağ kaptanı gibi topu sürüyor ve ne yapacağını kestirmek zor oluyor.
Maçın ilk yarısında hakemin Barış'ı ikinci sarı karttan atması gerekiyordu.Daha maçın başında Neil'in yaptığı arkadan hareketi sarı kart ile cezalandırmadı.Maçın başı olması ve sonu olması kart çıkartmakta bir kriter mi oluyor acaba.
İkinci devrenin başlaması ile birlikte aslında umutluyduk.İkinci yarılarda daha iyi top oynayan bir takım izlenimi veriyorduk sezon genelinde.Dün akşamda aslında aynısı oldu.Rakibi kalemize yaklaştırmadık.Uzaktan atacakları şutlar ile etkili olmaya çalıştılar.Elano'nun şutu ve gol olan pozisyon dışında ceza sahamızda etkili olamadılar.Koskoca Galatasaray korkak bir aslan gibi kapandı.Hani o övünülen aslan sahasından çıkarken iki pas yapamadı.Karambol bir gol bulunca dahada geriye çekildi.Süper yıldız denilen ve Messi ile kıyaslanan Arda sahada "fink" atamadı.
Yediğimiz golde Sivok'un büyük bir hatası olmadı aslında.Topun nereye geleceğini tahmin edemedi ve kontrolsüz bir biçimde top ile buluştu ve hata sonucu golü yedik.
Bundan sonra lig bizim için daha önemli.Alttan Trabzonspor geliyor ve biz puan kaybettikçe umutlanıyorlar.Üstümüzdeki takımlar ile puan farkı açıldı.Mustafa Hoca ligin tayin edici takımı biz olacağız demişti.Öyle de olacak gibi.Trabzonspor'a üst sıraları yakalama şansı verdik ve üstümüzdeki takımları sevindirdik.
20 Şubat 2010 Cumartesi
Batuhan Döndü

Batuhan A2'de erteleme maçında Boluspor'a karşı forma giydi ve iki gol attı.Bu sevindirici bir haber.Artık akıllanmalı ve futbola dönmeli.Kendisinden çok şey bekleyen bir camia ve taraftarı var.Fifa'nın geleceğin yıldızları arasında gösterdiği bir oyuncu Batuhan.Bu seneyi A takımda geçirmesi bekleniyordu.Ama kendisi için kayıp bir yıl oldu.Henüz futbolunun başında olduğu için pek önemsenecek birşey değil.Kendisini futbol olarak ve karakter olarak olgunlaştırması gerekiyor.Sonuçta büyük bir takımda ve beklentilerin herzaman üst seviyede olduğu bir camianın gözbebeği oldu kısa zamanda.Daha futbolcu olarak kendisini kanıtlamadan aslında adına yıldız denildi.Bu durum kendisi belki biraz şımartmış olabilir.
Galatasaray Derbisi
Maça girmeden önce arkadaşıma giydirmeye çalıştığım siyah-beyaz montum , boynumda ki atkım maçı saatler önce yaşamaya başlamıştım.Stadın önündeki uzun kuyrukta beklerken arkadaşımın bana ısrarla Galatasaray gol atarsa ben ne yapacam diye sorularına karşılık cevabım yeni açık ikinci kattan kapalıya uçarsın cevabım hala dün gibi aklımda.
Maçı çok iyi hatırlamıyorum ama o kendi kalemize attığımız golü çok iyi hatırlıyorum.O andan itibaren sanki dünya bir başka hal almıştı.Yanımda atılan gole sevinemeyen hırsını dönüş yolunda otobüste çıkaracak olan dostum , yanımda ağlamaklı olan bir başka hüzünlü kartal.Maçın sonlarına doğru gelen o golden sonra yaşadıklarım çok farklı duygulardı.Yanı başımda ağlayan yaşça bizden epey büyük olan bir abimiz vardı.Salya sümük ağlıyor bir yandan da Fevzi'ye sesini duyurmaya çalışıyordu.Resmen yıkılmıştı.Bir ana boynuma doğru elini attı omuzuma kafasını koydu ve çığlık çığlık bağırıyordu.Şuan bile o anları yaşar gibiyim.Ben bir yandan kaçıncısını içtiğimi bilmediğim sigaramı içiyor bir yandan da ağlamaklı abiye birşeyler söylüyordum.Maçın bitiş anı ile birlikte koltuğa düşüp orada kaldık.Polis gelip hadi beyler yürüyün bakalım diyene kadar orada öyle kalmıştık.
Unutamadığım bir Galatasaray derbi maçıydı bu.Bir daha da zaten o dostum ile bir Galaatsaray maçı izlemek imkanımız olmadı.Yarın inşallah son gülen biz oluruz.Anılarımıza bir stat anısı daha eklenir ve statdan eve dönüş yolunda eğlenceli anları yazarız.
19 Şubat 2010 Cuma
Chatman'siz Olmadı

Hafta içinde Chatman'da doping tespit edilmesi sonrası sözleşmesi fesh edilmişti.Chatman'sız çıktığımız Teknosa Türkiye Kupası çeyrek final maçında Bornova Belediye'ye yenilerek elendik.Aslında şanslı bir kura çekmiştirk.Efes ve Ülker Fener'i kurada çekmeyerek avantajlı gibiydik.Ama olmadı.
BEŞİKTAŞ COLA TURKA: 80 - BORNOVA BELEDİYESİ: 92
Salon: Yüreğir
Hakemler: Recep Ankaralı, Serdar Ünal, Halil Demir
Beşiktaş Cola Turka: Likholitov 4, Muratcan 14, Engin 7, Newley 18, Arın 11, Haluk 6, Baxter Jr. 16, Adem 4, Flecer, Kerem
Bornova Belediyesi: Shipp 32, Umutcan 7, Mert 1, Brown 14, İhsan 5, Can, Orhan, Çağdaş 1, Elegar 12, Serdar 12, Samet, Nagys 8
1. Periyot: 22-27
Devre: 42-48 (Bornova Belediyesi lehine)
3. Periyot: 53-74
Sergen'den İnciler
Ntv'de bir programda söyledikleri gerçekten çok ilginçti.İstifa nedenlerini açıklarken gazete , televizyon , idman , maç derken çok yoruluyorum demişti.Bu söylemleri ile aslında işin kolay kısmına kaçtığını itiraf etmişti.
Mustafa Denizli'ye sallamalarına alıştık.Yine sezon sonu görevi bırakmalı demiş.Ama Mustafa Hoca Sergen gibi değil.Türk futbolunda hocalığı , futbolculuğu ve bilgisi ile çok şey katmış bir insan.Sergen gibi birinin her fırsatta Mustafa Denizli'ye sallaması çok garip.Ya yerinde gözü var ya da laf olsun diye konuşuyor.
Geçen gün yine Ntv'de yayınlanan "spor aşkı" programında Arif ile arasında geçen bir diyalogdan bahsetti.Dördüncü sarı kartını görüp tatile erken çıkmak niyetindeymiş koca maç.Aklında takımın galibiyeti yok ama tatile erken çıkmak var.Futbolculuğunda yapmadığı kalmamış , canı istediğinde yıldız bir futbolcu gibi oynamış ama canı istemeyince oynamamış bir oyuncu.
Artık Beşiktaş hakkında ki laflarına bir ara vermeli.Sergen için şuan kimin şampiyon olacağının bir önemi yok.O yüzden şampiyon kim olur diye ahkam kesmemeli.Şampiyon kim olacağını düşünmektense idda kuponu doldursun.
Atletico Madrid:1 - Galatasaray:1
Süper ligde son haftalarda formsuz bir grafik çizen Galatasaray ve geçen hafta sahasında Barcelona'yı yenen A.Madrid maçından galip çıkmadı.
Aslında eleme usulu maçlarda deplasmanda alınan bir beraberlik ve gol atılarak alınan bir beraberlik iyi bir sonuç olarak görülebilir.
Maç içinde Galatasaray çok tutuk bir görüntü çizdi.Pozisyonlara giren ve değerlendiremeyen A.Madrid ekibi oldu.Sahaya sürecek bir forvet oyuncusu yokluğunda çakma forvetler ile oynamak zorunda kalan Galatasaray takımı ileride top tutamadı ve dolayısı ile pozisyon üretemedi.Buna karşılık forvet hattı çok güçlü olan ve gol yollarının en tehlikeli isimlerine sahip A.Madrid takımı pozisyon buldu ama atamadı.Leo Franco yediği golde hata yapmış olmasına karşılık bir çok pozisyonda kalesinde devleşti.Beklenmedik şekilde iyi bir maç çıkardı.
Caner'in acemi bir şekilde faul yapması sonrası kazanılan atış gol oldu.Rijkaard bu pozisyondan sonra Caner'i cezalandırdı.Oyundan çıkararak yerine Dos Santos girdi.Dos Santos maç boyunca sahada gezinip durdu.Aslında Caner belkide daha verimli olabileceği bir maçta bir hatasından dolayı cezalandırıldı gibi.
Dos Santos genç yaşına rağmen Barcelona takımında oynamasından dolayı isim yapmış bir oyuncu.Ama sahada varlığı ile yokluğu anlaşılmıyor.İsmini duyamadık bile.Her hangi bir şekilde Galatasaray'ın kurtarıcısı olacak bir oyuncu değil.
Bu maçı izlerken hafta sonu oynanacak derbi maçınıda göz önüne alarak izledik.Hafta sonu oynanacak maç bu maçtan çok daha farklı bir maç olacak.Kesin kazanması gereken iki tarafın mücadelesi olacak.Beraberlik her iki takımada yarar sağlamayacağı için bir takım üstünlük kurma çabasında olacak.Mustafa Hoca bu maçı izlerken notlarını sağlam almıştır.Kafasında dolaşan tilkileri pazar günü sahaya sürecektir.
Hafta Sonu Futbol

20 Şubat Cumartesi
13:30 Bucaspor-Kartalspor / D Spor
13:30 Göztepe-Şanlıurfaspor / Yeni Asır TV
14:45 Everton-Man United / Spormax
15:00 Eskişehirspor-Gençlerbirliği / Lig TV
16:30 Nurnberg-Bayern / TRT 3
17:00 Wolves-Chelsea / Spormax
19:00 Trabzonspor-İstanbul BB / Lig TV
21:00 Barcelona-Santander / NTV
21:45 İnter-Sampdoria / NTV Spor
22:00 Paris-Toulouse / Kanal A
23:30 Corinthians-Rio Branco / Spormax
21 Şubat Pazar
13:30 Altay-Rizespor / D Spor
16:00 Aston Villa-Burnley / Spormax
16:00 Bologna-Juventus / NTV Spor
16:30 Freibourg-H.Berlin / TRT 3
17:00 Man City-Liverpool / Spormax
18:00 Marseille-Nancy / Kanal A
19:00 Beşiktaş-Galatasaray / Lig TV
19:30 Portsmouth-Stoke City / Spormax
21:00 Palmeiras-Sao Paulo / Spormax
21:45 Bari-Milan / NTV Spor
22:00 Rennes-Lille / Kanal A
22:00 Real Madrid-Villareal / NTV
22 Şubat Pazartesi
20:00 Dardanelspor-Karabükspor / D Spor
20:00 Fenerbahçe-Bursaspor / Lig TV
22:00 Blackburn-Bolton / Spormax (Premier League)
22:00 Valencia-Getafe / (La Liga)
18 Şubat 2010 Perşembe
Bu Ne Hal
Fabianski Arsenal'i Yaktı

Dün akşam ki Porto-Arsenal maçında tam bir kaleci komedisi vardı.Arsenal kalecisi Fabianski hayatında unutamayacağı bir maç yaşadı.Yediği ilk golde imkansızı başardı.Golü Porto değilde Fabianski kendi elleri ile attı sanki.Ama yediği ikinci golde ki hatası gerçekten komedi oldu.Sol Campell'ın pasını eline alarak geri pasa neden oldu.Bu bir anlık hata kabul edilebilirdi.Ama Fabianski bununla yetinmedi topu kendi elleri ile hakeme verdi ve oyunu başlattı.Kimse ne olduğunu anlamadan gol olmuştu zaten.Portolu oyuncular akıllıca bir iş çıkardılar.Bu gol ve dün gece için Fabianski'ye teşekkür etmeliler.
Derbi Öncesi Değerlendirme
Kaleciler açısından baktığımızda Rüştü ve Franco arasında yetenek ve tecrübe olarak çok fark var.Kaleci açısından üstün olduğumuz ortada.Ama birde ilk maçta olduğu gibi Rüştü'nün inanılmaz hataları var.Rüştü , Beşiktaş forması giydiği günden beri derbi mücadelelerinde kalede kağıt üzerinde güven veren bir isim olmasına rağmen maç içinde bir anda sonucu etkileyen haraketler yapabiliyor.İlk maçta yediği goller maçın sonucunu bir anda değiştirmişti.Franco,Galatasaray'ın belkide en hassas noktası.Kalede pek güven veren bir kaleci değil.Ani çıkışları,dengesiz çıkışları ile heran ceza sahasında bir tehlike olmasına neden olabiliyor.Top sektirmeleri ve yan toplarda ki zaafiyeti ortada.Bunu sonuca çevirebilmek adına top takibinin iyi yapılması gerekmekte.
Defans hattına baktığımızda ise sezonun en az gol yiyen ekibi olarak defans hattımızda Ferrari'nin dönüşü ile bir sorun kalmayacaktır.Ferrari ile çıktığımı maçlarda ki güven ve topu oyuna dahil etmemiz ile Ferrari'siz çıktığımız maçlarda ki durum ortada.Ferrari defansı toparlayan ve kontrol eden bir oyuncu.O yüzden defansımız bu maçta Ferrari ile iyi performans sergileyecektir.Gerçi uzun zamandır maç yapmıyor , maç eksiği var.Ama yinede ligin ilk yarısında ki performansı ile Ferrari'nin ismini bile görmek bir güven veriyor.Aynı pozisyonda ise Galatasaray'da Neil ve Servet ikilisi var.Şuna kadar beraber oynadıkları maç az sayıda.Servet ağır ve dağınık bir futbolcu olmasına karşılık hava toplarında hakim ve gerektiğinde topla rakibe sert müdahaleler yapan bir oyuncu.Servet,topu oyuna sokmakta zorlanan ve baskı yapıldığı anda topu kaybedebilecek bir oyuncu.
Defans hattının kanatlarına baktığımızda ise malesef uzun zamandır bir kronik hastalık olan kanatsız kartal sendromu yine göze çarpıyor.Defansın sağında ve solunda Beşiktaş olarak bizim rakibimize göre eksikliğimiz var.İbrahim Üzülmez'in sol kanattaki yerini alacağını düşündüğümüzde sağ kanattada büüyk ihtimal yine Ekrem Dağ olacaktır.Bu ikili yetenekleri kısıtlı ama özveri ile oynayan iki oyuncu.Gününde olurlar ise takıma katkıları süper ama değiller ise işte ozaman sorun başlıyor.Galatasaray'da ise Sabri bu maça yetişecek gibi gözüküyor.Sabri her ne kadar saha içinde çirkef bir oyuncu olsada takımı için önemli bir oyuncu.Sürati,topla driplingleri ve sert şutları olan bir oyuncu.Kendisi uzun zamandır sakat ve maç eksikliği var.O yüzden tam performans gösteremeyebilir.
Orta sahaya baktığımızda ise teknik oyuncular bakımından ve oyunun seyrini değiştirecek yetenekte oyuncular bakımından Galatasaray'ın üstünlüğü var.Arda,Elano gibi oyuncular orta alanda oyunu ileri taşıyan ve her an tehlike yaratacak oyuncular.Bizde ise bu yükü Tabata üstlenecek gibi.Tabata'nın son maçlarda gösterdiği performans umut versede asıl önemli olan bu maçta neler yapabileceği.Ernt ve Fink ikilisi ise dinamo gibi çalışan ve oyunun her iki yönünü oynayan oyuncular.Ama malesef her ikiside performans olrak düşüş içindeler.Orta alanda bu maçta çok daha fazla çalışmaları gerekecek.
Forvet hattı aslında her iki takımında sıkıntılı olduğu bir bölge.Galatasaray yaptığı trasfer ile güçlendirmeye çalıştığı forvet hattında şuan oyuncu bulamıyor.Gol yükünü omuzlayacak bir oyuncuları yok.Gerçek anlamda bir forvet olmayınca ilk yarının ilk haftalarında gördüğümüz bol gollü maçlar çıkaramıyorlar.Beşiktaş açısından ise işler zaten sezon başından beri iyi gitmiyor forvet hattında.Bobo,Nobre,Nihat,Holosko ne yazık ki gol yollarında ilaç olamadılar.Bu maçta farklı bir durumun olacağını sanmıyoruz.Yine tek forvet ve Bobo ile başlanacaktır maça.Daha sonra oyun sıkıştığı anda Nobre girecektir.Nobre'den gol atmasını bekleyeceğiz.Bu çok acı bir durum.Forvet hattında her iki takımda bu maçta eşit gibi gözüküyor.Şans kimden yana olursa golü o bulacaktır.
17 Şubat 2010 Çarşamba
Tırnak Kontrolü
Öpeyim de Geçsin

Alman Kicker dergisinin en güzel foto oylamasında bu foto birinci seçilmiş.
9 mayıs 2009 Dortmund-Karlsruhe macindan bir an.Maçın 76.dakikasından sakatlanarak oyundan çıkmak zorunda kalan Nelson Valdez sakatlığını oğluna gösteriyor.Ufaklığın yüz ifadesi harika.Öpeyim de geçsin der gibi bakıyor.




















