teknik direktör etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
teknik direktör etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mart 2010 Perşembe

Huzur Futbolda

Bizim spor medyamız harbiden sorunlu bir medya.İnsanların özel hayatları futbolundan önce haber olur , sahada yaptıklarından çok saha dışı olaylar ile insanları değerlendirirler.Yada delinin biri kuyuya bir taş atar akıllılar çıkarmaya çalışır.Bunun en son örneği Sabah gazetesinin haberi.Hiddink ateist haberi ile amaç ne olabilir.Hiddink'in inancından bizene , bu haber yapılırken acaba nereye ulaşılmaya çalışıldı.İnsanların inanışları yada yaşam biçimleri bir suçmuş gibi veya çok önemliymiş gibi insanların gözüne gözüne sokmaya ne gerek var.Şimdi bizim milli takımımızda ki cemaatçi arkadaşlar bu durumdan rahatsız mı olacak.Hiddink atesitmiş biz kabul etmiyormuyuz diyecekler.

Haberin tam metni ;

Hiddink'in ateist olduğu ortaya çıktı. Hollandalı teknik adamın 20 yıl önce Fenerbahçe'yi çalıştırdığı dönemde "tanrıya inanmıyorum" diye bir demeci var.

İŞTE HİDDİNK'İN O LAFLARI

Tarih: 26 Ocak 1991
Hiddink Fenerbahçe'nin Teknik Direktörü

Devre arası kampı için takım Kuşadasında.

Türkiye'ye gelen bir çok yabancı antrenör Meryem Ana Türbesini ziyaret edip hristiyan inancına göre hacı olurken, Hiddink ezber bozuyor ve Meryem Ana'ya gitmiyor. Hollandalı teknik adam Meryem Ana'yı ziyaret etmemesinin nedeni olarak da şöyle konuşuyor, "ben tanrıya inanmıyorum, ateistim, o yüzden Meryem Ana bana ilginç gelmiyor".


28 Şubat 2010 Pazar

Hiç Yalan Söylemedim



Bülent Uygun : "Hiç yalan söylemedim. “5 yeriz” dedik, 5 yedik!"


Fanatik gazetesinde yayınlanan röportajdan bir cümle

22 Şubat 2010 Pazartesi

Milli Takımda Yeni Oluşum

Milli takıma hoca arayışları Hollandalı Guus Hiddink'in göreve getirilişi ile son buldu.Geöen hafta gelişen bu olayla ilgili bir kaç gündür yazmak istiyorduk.Ama derbi heyecanından arada kaynadı gitti.

Milli takımda uzun bir süredir ismi geçen bir hocaydı Guus Hiddink.Kendisi daha önce bir çok ülke ile dünya kupası kariyeri olan ve kariyerinde başarılar dolu olan bir hoca.Hollanda'lı teknik adamların en bellirgin özelliği olan pas yapma ve topa hakim olma isteği milli takım için yeni bir sistemin habercisi.Hiddink Rusya ile olan sözleşmesinin bitiminden sonra göreve başlayacak.O zamana kadar ligimizi tanıyıp futbolcularımızı takip edecektir.Aslında kendisine yabancı olmayan , kısa bir sürede olsa çalıştığı bir ülkede tekrar görev yapacak.Yardımcı hoca için Tolunay Kafkas'ın ismi söylenirken kendisi eski öğrenciside olan Oğuz Çetin'i ısrarla istemiş.

Aslında Hiddink ülkemize gelmeden ve sadece söylentilerden ibaret olduğu bir dönemde medyamız tarafından çok tartışıldı.Hatta bazıları hoca olmadığını bile söyleyecek kadar ileri gitti.Alacağı ücret ve kariyeri tartışıldı.Bu kısır döngünün içinde başarısız bir anında ipleri boynuna geçirmeye hazır bir medyanın olduğunu da biliyordur.İşi gerçekten çok zor.Çünkü sonuç ne olursa olsun muhakkak bir kulp takılacaktır.Başarısız olması halinde yerli hoca tartışmaları yeniden alevlenecek , başarılı olsa bu gruptan zaten çıkardık bu kadar para vermeye değermiydi atışmaları yeniden başlayacak.

Benim için aslında hak edenin oynayacağına inandığım bir milli takım olacak.Kimse kayrılmayacak , özel muamele yapılmayacak ve hak eden o formayı giyecek.Hiddink milli takıma küstürülen isimler içinde yeni bir heyecan yaratmıştır.Rusya ligini çok iyi bildiği için Gökdeniz ve Fatih için yeniden milli formaları giymeleri süpriz olmaz , İbrahim Toraman gibi o formayı sonuna kadar hak eden isimlerin yeniden forma bulacağına inanıyorum.Terim döneminde bence bir çiftlik edasında olan milli takım artık bir düzen içinde olacaktır.Çünkü artık imparatorluk yok modern dünyanın modern futbol anlayışına sahip bir isimi var.Bizler için şuan milli takım başına gelebilecek en iyi isimi getirmek büyük bir şans.

Milli takımda alt yapı kategorilerinde de bir yapılanmaya gidildi.Ersun Yanal TFF Futbol Genel Direktörü olarak göreve getirildi.Bunun yanısıra Abdullah Ercan'da 17 yaş altı milli takımda görevine devam edecek.

8 Ocak 2010 Cuma

Yılmaz Vural'dan İlginç Söz


Milli takım teknik direktörlüğü için ilgiç açıklamalar sürüyor.Yılmaz Vural'da bu kervana ilginç bir söz ile katıldı.

Yılmaz Vural ""Bu ülkede 5-10 tane antrenörün ismini torbaya atın ve çekin. Çıkacak kişi bu işi yapar diye düşünüyorum."

15 Aralık 2009 Salı

Türkiye Ligleri ve Teknik direktörler

Türkiye liglerinde teknik direktörlerin ömrü genelde az olur.Başına geçtikleri takımlarda çok uzun süre kalamazlar.Alınan bir yenilgi sonrası ilk suçlu olarak teknik adamlar görülür ve hemen yollanırlar.Durum böyle oluncada istikrardan dem vuran yöneticiler takımlarında kalırken teknik adamların takımda kalması mucizelere kalır.

Bu gün gazetelerde bir haber vardı , Werder Bremen takımı hocası Thomass Schaaf'ın sözleşmesini 2012 yılına kadar uzattı diye.Thomass Schaaf 1999 yılında Bremen takımının başına geçmiş bir hoca.Yani tam 10 yıldır bu takımın başında.Bu geçen süre içerisinde Bremen takımının Alman liginde bir çok başarısı var.Başarısının yanı sıra başarısız geçen süreleride mevcut.Ama inanılan bir teknik adam , hocasına güvenen bir yönetim ve takımını her durumda destekleyen bir taraftar topluluğu olunca işte böyle uzun süre bir takımı çalıştırmak mümkün olabiliyor.

Ülkemiz ne yazık ki bu konuda sınıfta kakan ülkeler grubunda.Bremen takımı gibi 10 yılı aşan bir süredir takımının başında aynı hoca ile çalışan bir kulubümüz yok.İstenilen başarıya bir kaç maç ile ulaşılabileceğine inanmanın getirisi bu durum.Sezon başı verilen iddalı demeçler sonrası alınan yenilgilerin acısıyla hedef seçilen hocaların yollanması ile tekrar bir hedefe ulaşacağını sanan yönetici profili var ülkemizde.Bazı zamanlar ise işi daha çok abartıp hocaların işine karışıp kadro yapan , aslında takım böyle oynamaz farklı bir taktikle oynamalı diye ukalalık yapan yönetici profili ile dolu bir memleketiz.

Ülkemizde 10 yılını doldurmuş hoca bulmak daha uzun yıllar sonra olabilecek bir durum belkide.Sürekli teknik adam sirkülasyonu yaşanan ülkemizde ismi geçen yerli ve yabancı hocalarda aynı.Başı sıkışan bir büyük takımımızın aklına vizyonu daha geniş tutup farklı bir isim yerine daha önceden takımı çalıştırmış bir isime yönelmeksi ayrı bir tartışma konusu.

Bu sezon başında herkesin malumu olan bir olay yaşanmıştı.Denizlispor başkanı takımın teknik direktörünü oyuncularının yanında  eleştirmişti.Başkan yanlış bir adım attığını sanırım şimdi daha iyi anlıyordur.Sezona yeni bir hoca ile başlamak daha sonra onu begenmeyip yerine birini getirmek onuda oyuncularının yanında eleştirmek ve şimdi düşülen durum.Bu konuda düşünmesi gereken kişiler yöneticiler.Yönetici profilimiz değişmek zorunda.Aksi takdirde ne istediğini bilmeden sadece günü kurtarmak adına yapılan hoca değişikliği takımlara yaradan çok zarar veriyor.Bunun örnekleri ligimizde mevcut.

Avrupa'da kulupler bir kurumsal şirket mantığıyla hareket ediyor.Ülkemizde ise tamamen duygusal olarak kulüplerimiz yönetiliyor.Hatayı sürekli başkalarında aramakla zaman kaybeden kulüp yöneticileri gerçekleri böylelikle gizleyebildiklerini düşünüyor.

Thomas Schaaf Almanya liginden sadece bir örnek , Avrupa liglerinde bunun bir çok örneğini görebiliriz.İngiltere ligi bize bu konudaen somut örneklerin verileceği ligdir.

Teknik adamların çoğu zaman eleştirldiği en önemli konu gençlere gerekli önemi vermediği konudur.Başarıyı hemen isteyen kulupler bu konuda teknik adamlara haksızlık yapıyor.Eğer bir oyuncuyu kazanmak için ona yeterli zamanı vermezseniz o oyuncuyu kazanamazsınız.Ama ilk hedefi şampiyonluk olan büyük kuluplerimize bakınca görüyoruz ki alt yapısından yetişip kulüplerinde forma giyen oyuncumuz az.Bu konuda en az suçlu olanlar teknik adamlar.Eğer o genç oyuncuyu oynatsa takım yenilse ayrı bir eleştiri , oynatmasa ayrı bir eleştiri.

Bir Barcelona gerçeği var ortada.Aslında bir belgesel tadında bir takım.Alt yapısından yetişen oyuncular , uzun süre takımda forma giymiş ve daha sonra takımın başına getirilmiş genç bir hoca ve inanmanın verdiği başarılar ortada.Düşünmek lazım acaba hangi büyük takımımız böyle bir riske girerdi.Hangisi takımın başına böyle deneyimsiz ama kendisine inanılan bir hocayı takım başına getirirdi.Denenen bir durum aslında ülkemizde ama yeterli zaman ve fırsatlar verilmedi hocalarımıza.Rıdvan Dilmen , Oğuz Çetin , Rıza Çalımbay vs gibi hocalar ülkemizde büyük takımlarımızda hocalık yaptı ama ömürleri bir kaç hafta ile sınırlı kaldı.Kendilerine güvenilmedi.Sanki her yıl şampiyon olan bu takımlar sabredmeyi beceremedi.

Uzun lafın kısası ; ülkemizde teknik adamlara ne yazık ki yeterli süreler verilmiyor.Onları aldıkları bir galibiyetle yüceltip daha sonra aldıkları bir yenilgi ile yerin dibine sokuyoruz.

Fatih Altaylı'nın deyimiyle ; ne zaman adam oluruz , teknik adamlarımıza güvendiğimiz ve onlara yeterli zamanı tanıdığımız zaman...

9 Aralık 2009 Çarşamba

Dünya Kupası ve Teknik Adamların Ücretleri


Teknik adamların aldığı ücretler bazen tartışma konusu olmuştur.Hele bu kişiler milli takım sorumlularıysa daha bir ateşli  tartışmalar olur.Tıpkı ülkemizde olduğu gibi.Fatih Terim'in maaşı meclis gündemine bile girmişti.Tartışmaya meclis bile karıştıysa durum gerçekten ilginç bir halde demek ki.

Ülkelerini 2010 dünya kupasına götüren ve orda mücadele edecek teknik adamların maaşlarına ve aldıkları ücretlere baktığımızda ise uçuk ücretlerin yanı sıra çok cüzi ücretler alan teknik adamlar var.Milli takım hocaları herzaman tartışılır.Hazır oyunculardan bir en iyi onbir çıkarırlar , zaten ülkenin en iyilerinin seçildiği bu takımlarda hocalık yapmak çok zor olmasa gerek aslında.Senede bir kaç maç , maçlardan önce bir kaç taktik idmanı yaptırıp dünyanın parasını alırlar.

Avrupa kıtasından turnuvaya katılacak takımlar içerisinden İngiltere Milli Takımı'nın hocası Capello en yüksek ücreti alan teknik adam olarak bu dünya kupasının en pahalı hocası ola ünvanını alıyor.Yıllık yaklaşık  10 milyon euro kazanan İtalyan teknik adam bu rakamla turnuvada mücadele edecek bir çok teknik adamın yıllık kazancını katlamış durumda.

işte turnuvada mücadele edecek olan takımların teknik adamlarının aldığı ücretler ;

- Fabio Capello (İngiltere): 9.900.000 
- Marcelo Lippi (İtalya): 4.100.000 
- Javier Aguirre (Meksika): 4.000.000 
- Joachim Löw (Almanya): 2.300.000 
- Bert van Marwijk (Hollanda): 2.700.000 
- Ottmar Hitzfeld (İsviçre): 2.600.000 
- Vicente del Bosque (İspanya): 2.200.000 
- Carlos Queiroz (Portekiz): 2.000.000 
- Pim Verbeek (Avustralya): 1.820.000 
- Carlos Parreira (Güney Afrika): 1.800.000 
- Dunga (Brezilya): 1.250.000 
- Diego Maradona (Arjantin): 1.200.000 
- Takeshi Okada (Japonya): 1.200.000 
- Ricki Herbert (Yeni Zelanda): 1.200.000 
- Otto Rehhagel (Yunanistan): 1.150.000 
- Paul Le Guen (Kamerun): 960,000 
- Marcelo Bielsa (Şili): 850.000 
- Vahdi Halilhodziç (Fildişi Sahilleri): 740,000 
- R. Domenech (Fransa): 720,000 
- Moo Jung Hun (Güney Kore): 600.000 
- Morten Olsen (Danimarka): 570,000 
- Milovan Rajevac (Gana): 540.000 
- Bob Bradley (ABD): 400.000 
- Radomir Antic (Sırbistan): 447.000 
- Matjaz Kek (Slovenya): 360.000 
- Gerardo Martino (Paraguay): 360.000 
- Rabah Saadane (Cezayir): 360.000
- Reinaldo Rueda (Honduras): 350.000 
- Vladimir Weiss (Slovakya): 312,000 
- Oscar Washington Tabarez (Uruguay): 300.000 
- Kim Jong Hun (Kuzey Kore): 250.000 
- Shaibu Amodu (Nijerya): 180.000

Aslında şu ücretlere bakıldığında Avrupalı teknik adamlar ve diğer teknik adamlar diye ayırmak lazım.En yüksek ücreti alan Capello Nijerya takımının hocasını kat ve kat geçmekte.Olası bir Nijerya İngiltere karşılaşmasında şimdiden gazete manşetleri hazırdır galiba.

NOT:teknik adamların aldığı ücretler Ole gazetesinden alınmıştır.