fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mart 2010 Cuma

Ezeli Rekabet


Pazar günü oynanacak derbi maçın bu sefer diğer derbilerden farklı geçeceği düşünülüyor.Özhan Canaydın'ın vefatından sonra oluşan centilmen havanın pazar günüde hem sahada hem tribünde olacağı fikri hakim insanlarda.Bu centilmenlik havasının ne kadar süreceği maçın gidişatına bağlı.Aslında her zaman olması gereken bu durum nedense bu hafta daha bir hatırlanır oldu.İnşallah maçın ardından yanlızca maç konuşulur.Ne tribün olayları nede başka bir durum bu derbinin üstüne çıkmaz.

Maça gelince ; maçın tam bir beraberlik havasında geçeceğini düşünüyorum.Hem cuma günü Olimpiyat Stadı'ndan gelecek haber hem cumartesi İnönü'deki maçtan sonra ki durum her iki takınında stratejisini bellirleyecektir..İlk hedef hem rakibine puan kaptırmamak hemde bu ezeli rekabette bir yenilgi almamak olacaktır.Ligin sonuna yaklaştığımı bu haftalarda her iki camiada sezon öncesi büyük hedefler koymuşlardı.Ama şuan görünen her ikisininde şampiyonluk yolunda pek şansı olmadığı.Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım'ın sezon öncesi 3 sene üst üste şampiyonluk sözü bu sene itibari ile hayal olacak.Bu maçtan sonra ise olası bir yenilgide büyük gürültüler kopacaktır Fenerbahçe cephesinde.

3 Mart 2010 Çarşamba

Düdük Astıranlar

Fenerbahçe camiası yenilgiyi hazmedeyen bir camia.Enson İ.B.B maçından sonra yine başladılar asıp kesmeye.Hakemi Fenerbahçe düşmanı olmakla suçladılar , vermediği golü ve kartı söylerken nedense kendilerine yarar sağlayan kırmızı kartlık pozisyonları atladığını söylemediler.Fenerbahçe camiası kendi eleştirisini yapamayan bir camia.Her yenilgiden sonra muhakkak bir suçlu ararlar ve nedense bunu hep dışarda ararlar.Bu gün bir internet sitesi aracılığı ile Fırat Aydınus'a düdük astıracaklarını ilan etmişler.Belki başarabilirler,böyle güçleri olabilir.Ama son altı , yedi haftadır kazanamayan bir takım bir maç ile mi bu hale geldi.Kendi kapılarının önünü süpürmeye cesaret edemeden komşunun çöpüne laf ediyorlar.

Yaptıkları dandik transferlere toz kondurmuyorlar , korkak bir teknik dikrektöre sahip olduklarını söylemiyorlar , yanlızca bir adama bağlı bir takım olduklarını kabul etmiyorlar.İstediklerine düdük çaldıracaklar , istemediklerine düdük astıracaklar.Bazıları iyi alıştı son zamanlarda düdük astırıp düdük çaldırmaya.Ama işte bu nedenle bir adım ileri gidemiyoruz.Edirne'den öte köy yok bizim için.

Hakem hatalı ise cezasını verecek olan kurumlar zaten mevcut.Ama hatalı olan yönetimlere ve teknik adamlara yada oyunculara cezasını verecekler mevcut mu?Günü kurtarmak için yapılan teknik adam tercihleri,isim olsun diye alınan ama verim alınamayan yabancı oyuncuları kimse konuşmuyor.

Fırat Aydınus düdük assın maçları Aziz Yıldırım yönetsin...

26 Şubat 2010 Cuma

VEDA

Avrupa'da mücadele eden iki takımımızda dün akşam ki sonuçlar ile annemizin ligine geri döndüler.Sonuçlar böyle olmalımıydı yoksa biz turu hak etmişmiydik tartışmaları dün akşamdan beri yapılıyor.Galatasaray cephesi hakeme yükleniyor, Fenerbahçe cephesi sakat oyuncuların çokluğundan yakınıyor.Kendi kendimize dövünüp duruyoruz yani.Ama sonuçta turu kendi evimizde kaybettik.Her iki takımımızda aslında Avrupa'da mücadele edecek bir kapasiteye sahip değildi.Büyükler naraları atarak şişirilen takımlarımız Avrupa sahnesine çıkınca nedense birden küçülüyorlar.Ligde esip gürleyen futbolcular hakemlere dayılananlar Avrupa sahnesinde suspus oluyorlar.

Fenerbahçe takımı sene başında Daum'u takımın başına getirerek zaten Avrupa'da bir hedefi olmadığını göstermişti.Çünkü Daum kısa yoldan şampiyon olmanın derdinde.Başarıyı yakalayabileceği en kolay yolun lig ve Türkiye kupası olduğunun bilincinde.Avrupa için her hangi bir atılım yapılmayan bir takımda ancak buraya kadar mücadele edilir.Kadrosunda ki yetersiz yabancılar ile ligi bir şekilde idare ediyorlar.Bu söz aslında kendini "büyük" olarak isimlendiren takımlarımız için geçerli.Ligde yürüttükleri gemilerini Avrupa'da karaya oturtuyorlar.Fenerbahçe bu ligde yabancı sınırı kalksın diye uğraşan yegane takım.Ama kadrosunda bulunan yabancılardan bir tek Alex dışında pek verim alamayan bir takım.Demek ki böyle ikinci sınıf yabancılar ile bu iş olmayacak.Para babası bu takımlarımız nedense Avrupa arenasında isim yapmış futbolcular yerine Güney Amerikalıların peşine düşerler anlayamıyoruz.

Galatasaray takımı devre arasında transfer yaptı.Amaç belliydi bu dönemi boş geçmemek ve rakiplerine oranla güçlü hale gelmekti.Elindeki kadro zaten ligi bir şekilde idare edecek bir kadroydu.Üstüne alınan oyuncular ise Avrupa'da oynayamayacak oyunculardı.Bu nasıl bir transfer mantığı çözmek mümkün değil.Kiralık oyuncular ile ligin ikinci devresini geçirmeyi hedef biliyorlar sonra kalkıp forvetsiz çıktıkları maçta hakeme yükleniyorlar.Dua etsinler hakem Servet'i maçın ilk yarısında oyundan atmadı.Attığı tekmenin cezası kırmızı karttı.Her sene başı geyik muhabbeti haline gelen ve klişe birşey olan "bu sene 3 kulvarda yarışacağız ve başarılı olacağımıza inanıyoruz" geyiği artık bir son bulsun.Bir Türk'ün diğerine hikayesi bitsin artık.Edirne'den öte köy yok bize.

23 Şubat 2010 Salı

Acıların Çocuğu



Guiza'nın oyundan çıktıktan sonraki hali gerçekten bir küçük Emrah fliminin sahnesi gibiydi.Üzgün , dokunsanız ağlayacak bir halde oyundan çıktı.Guiza'nın bir benzeride bizde var.Adı Nobre.

Aslında sorun ne Guiza ne Nobre.Beceriksiz yöneticilerin ikinci sınıf yabancı oyuncuları ülkemize getirmeleri ve onlardan bir yıldız gibi bahsetmeleri.İnsanları kandırdıklarını düşünerek yaptıkları bu transferlerde harcanan onca para bu ülkenin serveti.Değmeyecek adamlara dünyanın paralarını saçmak başlı başına bir hata.Hataların en büyüğü ise o hatayı kabullenmeyip ısrarcı olmak,hatadan ders almamak.Guiza'ya verilen milyon dolarlar , Nobre'ye verilen milyon dolarlar bu ülkede futbol oynamaya can atan alt yapıda ki gençler için kullanılsa , biraz o oyunculara sabır edilse bu ikinci sınıf yabancı oyunculardan daha kötü sonuçlar vermez.

18 Ocak 2010 Pazartesi

Brezilya Dizisi


Roberto Carlos susmak bilmiyor.Eteğinde ne taş varmış bu adamın böyle.Dök dök bitmedi.Konuşmak için Brezilya'ya dönmeyi beklemiş.Fenerbahçe'de iken kötü oynamasının sebebei demek ki bu kadar sıkıntıyı içine ata ata gaz yapmış o yüzdenmiş.Gazı varmış bu adamın.Şimdi orda konuşuyor kokusu buraya hemen geliyor ve kötü kokutuyor.Carlos için methiyeler düzenler şimdi adamı yerin dibine sokuyor.

Carlos'un son bombası Fenerbahçe büyük takım değildi ve paramızı gününde alamıyorduk olmuş.Ne diyelim ki bunun üstüne Carlos bombalamaya devam edecek gibi hepsine topluca birşeyler yazarız artık.Carlos'tan Brezilya dizisi kıvamında açıklamalar gelmeye devam edecek gibi.

15 Ocak 2010 Cuma

Gökhan Ünal Fenerbahçe'de



Günlerdir hangi takıma gideceği konusu merakla beklenen Gökhan Ünal için Trabzonspor ve Fenerbahçe kulüpleri anlaştı ve Gökhan resmen Fenerbahçeli oldu.Resmi açıklamanın Trabzonspor başkanının Kolombiya'dan dönüşü sonrası yapılacağı açıklandı.

Gökhan Ünal , Kayserispor'dan 2008 yılında Trabzonspor'a transfer olmuştu.İlk sezonunda 15 gol atan Gökhan bu sezon beklenenden uzak bir performans sergilemiş ve gözden düşmüştü.Guiza ve Gökhan ikilisi bol bol gol atar artık Kadıköyde...Transferden karlı çıkanın kim olduğunu zaman gösterecek.

12 Ocak 2010 Salı

Edu'da Sert Konuştu



Son günlerde ülkemizden tasını taragını toplayıp ülkesine dönen futbolcuların ilginç açıklamalarını okuyoruz.Önce Roberto Carlos konuştu şimdi ise Edu.Edu'da Fenerbahçe'yi pek iyi anlatmamış tıpkı Roberto Carlos gibi.Fenerbahçe kulübü için olumsuz sayılabilecek bir çok olaydan bahsetmiş.

Edu ve Carlos Fenerbahçe günlerinde çokta mutlu pozlar veriyorladı.Fenerbahçenin bizler tarafından bilinmeyen yönelerinden pek bahsetmiyorlardı.Ne zaman ülkelerine döndüler işte o zaman ağızlarında ki baklayı çıkardılar.Edu Fenerbahçe yönetiminin bilinen ama dile getirilemeyen bir yönünü deşifre etmiş bir kez daha.Fenerbahçe tek adam tarafından yönetilen ve o ne derse olan "kurumsal" bir takım.Her cümlesinde kurumsallıktan ve yönetimde ki eşitlikten dem vuranlar bu açıklamalar karşısında hiç şüphe yok ki yine yalanlama yolunu seçecekler.Edu ameliyat masraflarının bile takım tarafından karşılanmadığını kendisinin sözleşmesinin fesih edilmesi ile mağdur olduğunu söylemiş.Bu durumda da avukatları aracılığı ile Fifa'ya başvurmuş.Fifa'daki Türk futbolunun dosya sayısı bir dosya daha artmış oldu böylelikle.



Edu'nun söylediklerinin içinde en önemli cümle aslında Fenerbahçe'nin nasıl yönetildiğine dair olan cümledir.Tek adamlığın olduğu ve sözünden çıkmanın mümkün olmadığı bir yönetim anlayışı.Futbolcuların korktuğu teknik adamların çekindiği bir başkan.Demokratik olmayan ve yönetim kurulununda şeklen olduğu bir yönetim anlayışı.

Fenerbahçe yönetimi ülkesine dönen her futbolcunun yapacağı bu tarz açıklamalar için hazır olmalı.Malum kimse pek iyi birşey söylemiyor.

11 Ocak 2010 Pazartesi

Eskişehirspor : 0 Fenerbahçe : 1 (Ziraat Türkiye Kupası)



Zemin futbol oynamaya müsait değil , takımlar zaten futbol oynamak için değil kendilerine verilen görevi yerine getirmek için sahaya çıkmışlar.Çok sıkıcı ve kötü bir futbol sonunda Fenerbahçe kaleci İvesa'nın hediyesi ile maçı kazanmayı bildi.

Her iki takımda devre arasında futbollarına bir katkı yapamamışlar.Belkide bize böyle görünmesinin sebeplerinden biri saha zemininin berbat olması ve pas yüzdelerinin bu nedenle düşük olması olabilir.Ama Fenerbahçe ilk yarı boyunca rakip kalede bir kez organize bir atak sonucu var olamadı.Alex'in karşı karşıya kaldığı pozisyonda İvesa'nın ayakları ile müdahale ettiği pozisyon dışında pozisyonları yoktu.Buna karşılık Eskişehir takımı Burak Yılmaz'ın pozizsyonları cömertçe harcaması ile gol bulamadı.Burak Yılmaz beceriksiz vuruşları sonrası ne kadar dövünse az.İki net pozisyonda da vurmaması gereken neresi varsa oraya vurdu.Eskişehir açısından maçın kahramanları kaleci İvesa ve Burak oldu.

Fenerbahçe takımında ikinci yarının bu ilk ciddi maçında ilk yarıya göre değişen pek birşey yok.Orta alanda Baroni al gülüm ver gülüm ile maç tamamlıyor.Emre kendisine çizdiği sınırların dışına çıkmıyor,Gökhan Gönül maç boyunca kenar bindirmelerini bir yada iki kez denedi.Böyle oluncada ileride top tutmak ve rakip sahaya oyunu yıkmaları çok zor oldu.Bir iki cümlede Bilica için söylemek lazım.Fenerbahçe'de Lugano bu yıl suskun ve hırçın değil ama Bilica Lugano'nun yerini aratmıyor.O kadar pislik bir futbolcu ki rakiplerini yıldırmak için her türlü çirkefliği yapabilecek bir oyuncu.Fenerbahçe yönetimi özelliklemi seçiyor acaba defans için böyle futbolcuları.Hakemler eğer biraz yürekli olsalar Lugano ve Bilica ikilisi maç tamamlayamazlar.

Ziraat Türkiye Kupası'nda Fenerbahçe bu galibiyeti ile gruptan çıkmayı garantiledi gibi.Eskişehirspor için ise artık çok zor görünüyor gruptan çıkmak.Fenerbahçenin her galibiyetinden sonra gazetelerin 27 yıl sonra kupa özlemini bitirmeyi hedefleyen Fenerbahçe diye cümleye başlaması ve bunu okumak ayrı tat.

6 Ocak 2010 Çarşamba

Ümit Özat Bombardımanı



Ümit Özat geçtiğimiz günlerde yaptığı röportaj ile Türkiye gündemine yeniden hızlı bir giriş yaptı.Ama bu seferki eski takımının taraftarları tarafından pek iyimser karşılanmadı.Ümit Özat hem yabancı transferler hemde ülke futbolunun içinde bulunduğu durumu değerlendirmiş ropörtajında.

"ALEX bile ikinci sınıf yabancı. Önüne ’Sana Milan, Real, Barcelona, Fener veya G.Saray’dan teklif var’ diye koy. Hangisini seçer?’ Alex yakın arkadaşım. Hatta benden sonra kaptan olsun diye onu önerdim. Yalanlarlar ama öyle. Başka bir şey söyleyeyim, dünyanın en baba 20 takımını koy ortaya. Türkiye’deki yabancılardan biri bile oralarda oynayamaz. Oynasa burada aldıkları parayı asla alamazlar. Orada oynayanlar Türkiye’ye tatile bile gelmezler."

Yukarıda ki sözler Ümit Özat'ın söylediği sözler.Aslında bu söylediklerinden hiç birinden haksız sayılmaz.Alex bu ülke için bir yıldız ama aynı oyuncu bir başka üst düzey Avrupa liginde sıradan bir oyuncu.Bu sözü söyleyen bir Türk olduğu için taraftar tepkiside açık açık sövmeye kadar gidiyor.Bazen nefret dolu sözler oluyor.Ama bu Fenerbahçe taraftarı için alışık oldukları bir durum.Aynı Fenerbahçe taraftarı Alex'i bir maçta göklere çıkarırken ertesi maç yuhalamayıda becerebiliyor.Ümit Özat yabancı oyuncular için söylediklerinde çok haklı ve yerinde bir tespit yapmış.Aldıkları ücretler konusunda vergilerini bile kulüplere ödeten ama vergi haftası vergisiz kazanç kutsal değildir diye pankartla çıkan yine aynı futbolcular.

"DAUM’'LA birbirimize katkımız, başarılarımızda payımız vardır. Köln’de işlerimiz dışında bir bardak çay içmişliğimiz olmadı. Ama kimse kimsenin kara kaşına bayılmıyor. Ona 2 şampiyonluk yaşatan biri olarak değerimi bilmeli. Öfkem yok, yolu açık olsun. Bu konuda konuşmak istemiyorum."

Daum konusunda söyledikleri kendi özel durumları olduğu için pek tahmin edemeyeceğimiz konular olabilir.Ama bildiğimiz bir şey var eğer Daum olmasaydı Ümit'te Avrupa'da bir takımda futbol oynayamazdı.

Ümit Türkiye'de işine hızlı başladı.Gündemden düşmemek için ne yapması gerektiğini iyi öğrenmiş anlaşılan.Yanlız hem iyi bir teknik adam hem iyi bir magazin unsuru olmayı becerebilecek mi?Daha geldiğinin ilk günlerinde böyle sert bir açıklama bundan sonrası için yapabileceklerine bir işaret olabilir.

5 Ocak 2010 Salı

Önder ve Kazım'ın Bileti Kesildi




F.bahçe yönetimi Önder ve Kazım'ın kadro dışı kaldıklarını açıkladı.Böylece iki futbolcuda Fenerbahçe'nin devre arası kampına alınmayacaklar.Son zamanlarda bu futbolcuların isimlerinin sansasyonel biçimde anılmalı ve disiplinsiz tavırları nedeni ile bu kararın alınmış olması büyük ihtimal.Kazım'ın adının kelepçeli sex partisi ve son olarakta bahis skandalında geçmesi bu kararın alınmasında etken olmuş olabilir.Kazım'ın Rus liginden CSKA ile temasda olduğu ve aynı zamanda İngiltere'den de tekliflerin olduğu söyleniyor.

4 Ocak 2010 Pazartesi

Dansöz


Roberto Carlos gelişi ile gündem olmuştu şimdi gittikten sonra söyledikleri ile gündem oldu.Carlos ülkemiz de her daim buraları öven,kulübünü öven sözler söylerek bir nevi burada geçirdiği zamanlarda göz boyamış.Dünden beri Carlos'un verdiği ropörtajın yankıları ile çalkalanıyor ortalık.

Fenerbahçe'de sevgisizlik vardı demesi,bana haksız yere cezalar kesildi demesi ve en sonunda Fifa'lık olacağız demesi Carlos'un gerçek yüzünü ortaya çıkardı.Adama sorarlar buradan ayrılırken neden böyle konuşmadın.Burada bu sözleri söylese belki şuan insanlar Carlos'a bu kadar saydırmayacak ve hak verecekti.Ama binlerce kilometre uzaktan sallamaya başlayınca söylenecek sözler ağır sözler oluyor.

Roberto Carlos'un etinden , sütünden yararlanan kulübü bakalım bu açıklamalardan sonra neler diyecek.İnternet sayfalarını gazeteleri yalanlamak için kullanan kulüp bakalım bu sefer Carlos'umu yalanlayacak yoksa evet hepsi doğru mu diyecek.

Carlos giderken elbet birgün Fenerbahçe'ye geri döneceğim ve burada teknik adam olarak görev yapacağım demişti.Acaba bu düşüncesi hala geçerli mi?

Sorulması gereken aslında çok soru var Carlos olayında.Carlos burada geçirdiği 2,5 yıla yakın zamanda akılda kalır bir futbol oynamadı.Çeyrek final başarısında Carlos'un payı büyüktü gibilerinden laflarda aynı sahada ter döken diğer futbolculara yapılan bir haksızlık.O sezonda dahil olmak üzere Madrid'te oynadığı futbolun yarısını bile oynamadı.Vurdum duymaz tavırları ve kibirli olmasıda aslında futbolcunun burada olma nedeninin yanlızca maddiyat olduğunun bir göstergesi.

Bakalım Carlos'un bu sert şutlarına karşılık Fenerbahçe yönetimi ne gibi bir açıklama yapacak ve işler nereye varacak.

25 Aralık 2009 Cuma

Fenerbahçe Önder Turacı ile Yollarını Ayırdı


Fenerbahçe Önder ile yollarını ayırdı.Fenerbahçe'nin bu kararı almasında Önder'in izinli olduğu bir günde yaşadığı olayın etkisi büyüktür.Çünkü kadrosunda alternatif bir stoper kalmadı.Bilica ve Lugano'nun arkasında bir tek Bekir kaldı.Bu durumda bir transfer haberi duyabiliriz Fenerbahçe'den.Önder Fenerbahçe forması ile istikrarlı bir şekilde sahada yer alamdı.Genelde yedek bekleyen ve formanın asıl sahibi olan bir futbolcu olamadı.Fenerbehçe yönetimi Önder olayından sonra yayınladığı bildiride de bu futbolcuya yaklaşımını zaten ortaya koymuştu.Önder'in geçtiğimiz sezonlarda Rusya transferi olacakken Fenerbahçe'yi tercih etmesi ve yine yedek beklemesi kariyeri açısından belkide kötü bir dönem oldu.

20 Aralık 2009 Pazar

Trabzonspor: 0 Fenerbahçe: 1



Trabzonspor: Onur, Ömer Aysan, Song, Egemen, Cale, Selçuk, Colman, Serkan, Gabriç, Alanzinho, Umut
Fenerbahçe: Volkan Demirel, Gökhan, Lugano, Bilica, Dos Santos, Mehmet Topuz, Emre, Cristian, Özer, Alex, Güiza
Sarı kartlar: Dk. 40 Alex, Dk. 44 Dos Santos (Fenerbahçe)
Gol: Dk. 56 Güiza (Fenerbahçe)

Fenerbahçe deplasman galibiyeti ile liderliği tekrar geri aldı.Çalkantılı günler geçiren Fenerbahçe devre arasına liderlik keyfi ile girecek.



Maça Guiza damgası vuruldu yine.Atamadıkları ile ve sonra attığı gol ile maçın kritik adamı oldu.Guiza işte arada sırada gol atıp geçmişi unutturuyor.Sonra Guiza aslında büyük golcü , şansızlık var felan lafları arasında sezonu kapatıyor.İkinci sezonunda ama hala büyük bir marifetini göremedik.Umut Bulut'un İspanyol versiyonu.

Şenol Güneş ile çıktıkları maçları kazanan Trabzonspor bu sefer bunu başaramadı.Şenol Hoca'nın Fenerbahçe şansızlığı devam ediyor.Trabzonspor için kritik bir maçtı aslında.Alınacak bir üç puan kendilerine ikinci devre için ve belkide şampiyonluk , avrupa kupaları için umut olacaktı.Golcü sıkıntısı bariz bir şekilde gözüküyor.Umut ve Gökhan ile bu yol bitmeyecek Trabzonspor için.Şenol Hoca'nın ikinci devre için ortaya koyacağı Trabzonsporu merakla bekliyoruz.

Maçta Fenerbahçe seyircisinin showu vardı.Bir ara tüm stat Fenerbahçeli taraftarları dinliyordu.Güzel bir deplasman performansı gösterdiler.

18 Aralık 2009 Cuma

Rakipler Belli Oldu


Avrupa Liginde takımlarımızın rakipleri belli oldu.Fenerbahçe Fransa'dan Lille ile eşleşti.Fenerbahçe turu geçmesi halinde ise Liverpool-Unirea karşılaşmasından turu geçen takım ile eşleşecek.

Galatasaray'ın rakibi ise İspanya'dan Atletico Madrid oldu.Galatasaray turu geçmesi halinde  Everton - S.Lizbon karşılaşmasından turu geçen takım ile eşleşecek.

Her iki takımımıza da zorlu diyebileceğimiz rakipler çıktı.Turnuvanın favorilerinden olan Liverpoolun bir daha ki turda Fenerbahçe'ye rakip olması bir şansızlık olarak görülebilir.

Kupanın diğer eşleşmeleride şöyle ;

Rubin Kazan - Hopael Tel Aviv
Athletic Bilbao - Anderlecht 
Kopenhag - Marsilya
Panathinaikos - Roma

Ajax - Juventus
Club Brugge - Valencia
Fulham - Shaktar Donetsk
Liverpool - Unirea
Hamburg - PSV Eindhoven
Villarreal - Wolfsburg
Standart Liege - Salzburg
Twente - Werder Bremen

Everton - Sporting 
Hertha Berlin - Benfica







16 Aralık 2009 Çarşamba

UEFA EUROPA LEAGUE


Avrupa Liginde son maçlar bugün ve yarın oynanacak.Bizler için önemli olan nokta her iki takımımızında bu maçlarının formaliteden ibaret olması.Gönül rahatlığı ile maçları seyredeceğiz.Stres yok sıkıntı yok gruptan çıkmak için kendi maçı dışında başka takımların maçlarınıda takip etmek gibi bir dert yok.Keşke her yıl böyle olsa.Bu yıl ilk kez oynanan Avrupa Liginde kalite tartışılır ama yinede gruplarından lider olarak çıkmayı garantileyen iki takımımızda yoluna devam ediyor.

Şimdi yapılması gereken şey bu son maçta takımların genç oyuncularını görmek için onlara forma şansı vermeleri.Böylesi sonucu önemsiz maçlarda denenmez ise bu genç oyucular acaba hangi maçlar beklenecek.Galatasaray Teknik Direktörü Frank Rijkaar Graaz maçında forma şansı bulamayn oyuncuları görmek için bizlere bir fırsat dedi.Ve sahaya büyük bir ihtimal ile genç oyunculardan kurulu bir kadro ile çıkacak.A2 takımından da takviye yapılacak kadroda gençleri görmek ve ilerisi için fikir edinmek güzel olacak.Hem genç oyuncular için büyük bir deneyim olacak.

Fenerbahçe ise kadrosunda pek genç futbolcu olmayan bir takım.Bakalım onlar sahasında oynayacakları bu son maçta nasıl bir kadro ile çıkacaklar.Daum'un bu konuda her hangi bir demeci olmadı.Ama Daum'u tanıdığımız için aslında biraz fikrimiz var.Yine sahaya ideal ve kadroda bulunan oyuncular ile çıkacak.Belki Abdülkadir'i bu maçta izleme fırsatı bulabiliriz.Genç yetenek diye geçen sene transfer edilen oyuncu daha forma şansı bulamadı.Bu maçta bir ihtimal oynayabilir.

Her iki takımımız içinde hayırlısı olsun diyelim ve ileri ki turlarda başarılar dileyelim.

13 Aralık 2009 Pazar

Roberto Carlos'tan veda.


Dün akşam oynanan Ankaragücü maçından sonra Carlos Türkiye'den ayrılacağını açıkladı.Aylardır ha kaldı ha gitti , devre arası gidecek yok sezon sonu gidecek diye gündem baya meşgul olmuştu.Ama Carlos nihayi kararını vermiş olacak ki böyle bir açıklama yapmış.

Gelmesi bir olay oldu gitmesi ise aylardır gazetelerin , televizyonların spor haberlerinin gündemine oturmuştu.Geldiği günlerde dünya yıldızı bir marka olarak manşetlerdeydi şimdi giderken ise Fenerbahçe'de oynadığı oyun , sol kanatta vurdum duymaz tavırları nedeniyle eleştirilir olarak gidicek.

Aslında Carlos'un ülkemize gelmesi ve burda futbol oynaması bizler için çok artı bir durumdu.Ülke futbolunda yetişecek futbolculara bir katkısı olabilirdi.Ama biz ülkemize gelen bir değeri hemen maddi anlamda daha bir değerli olmaya zorladığımız için bazen işin bu yönleri unutuluyor.Carlos'un etinden sütünden yaralandı Fenerbahçe ama futbolculuğundan yaralanabildi mi ? Kaç kere bir paf takım oyuncusuyla yan yana geldi ve onla futbol konuştu,futbol sahasında sadece izlemek yerine onunla aynı ortamda bulunup ondan birşeyler öğrendi.Kuluplerimiz futbolun endüstiriyelleştiği bir ortamda ilk etepta getirdikleri yıldız futbolcuların kombine kart satışı , forma satışı , reklam parası derdine düşüyorlar.Madem gelen bu kişi bir futbolcu neden onun futbolculuğundan yararlanmıyorlar.

Bizim ülkemizden bir Hagi fırtınası geçti gitti.Hagi'nin bu ülkede futbol oynamaya meraklı gençlere verdikleri ortadadır.Onların futbol mantalitelerini futbol düşüncelerini değiştirmiştir.En azından bir Emre Belözoğlu'nun bu günlere gelmesinde Hagi'nin katkısı vardır.O zaman ki gazetelerde her zaman yazılan birşey vardı Emre ve Hagi idman sonrası beraber idman yaptı diye.Bu bile bir yıldız futbolcudan yaralanabilmeyi gösteriyor.

Carlos geldi ve gidiyor.Yolu açık olsun.Etinden sütünden yararlanan Fenerbahçe kulubü Carlos'a yakışır bir veda yaparmı bilemeyiz ama imza gününü statda yapan bir takım vedasınıda görkemli yapar diye düşünüyoruz.

Carlos'lu Fenerbahçe pek bir başarı yakalayamadı ülkemizde.Carlos bu duruma alışamadı belkide.Kariyeri başarılarla dolu bir adamın başarısız geçmiş iki buçuk sezonu var.Emekliliğine az kalan Carlos bunu başarısız yıllarıda milyon dolarlarla telafi etti.Artık ülkesinde kral mı olur yoksa malulen emekli mi olur bilemeyiz ama Ronaldo bu habere çok sevinmiştir.

Ronalda ve Carlos yeniden birbirine kavuşuyor.Güle güle Carlos...

Fenerbahçe : 3 Ankaragücü : 2


Fenerbahçe haftalar sonra galip gelmeyi bildi.Maç aslında her iki taraf içinde geldi gitti.Ama Alex farkı yine ortaya çıktı.Maçın sonucunu değiştiren adam yine Alex oldu.
Ankaragücü takımı maçta öne geçmesine rağmen bu üstünlüğü maç sonuna taşıyamadı.Burdada ortaya lider oyuncu eksikliği çıktı.Aslında her iki takım içinde yükselişe geçmek için önemli bir maçtı.Ankara ekibi alt sıralardan yükselmek için bu maçı fırsat bilmişti.Rakibinin cezası nedeniyle tarafsız oynanan bu maç onlar için bir fırsat olabilirdi.Ayrıca haftalardır kazanamayan bir takıma karşı oyuna iyi başlayıp psikolojik olarak rakibine üsütnlük kurabilirdi.

Öte yandan Fenerbahçede ise haftaların stresi gözle görülür biçimde ortadaydı.Kaybedilecek bir üç puandan sonra orta çaplı bir operasyon yapılabilirdi takım içinde.Zaten hafta içinde Aykut Kocaman'ın yaptığı toplantıda bunun sinyalleri verildi gibi.Devre arasında Fenerbahçe'de bir operasyon beklenebilir.

Maça tekrar dönersek , maçın bir çok kırılma pozisyonları vardı.Ankaragücü'nün kaçırdığı goller,hakemin vermediği bir golüde eklersek aslında maç Ankara ekibi için hak edilmiş bir maçtı.Ama geçen hafta Aziz Başkan tarafından hakemlere karşı okunan hodri meydan bu hafta meyvasını vermiş gibi oldu.Bu maçtan sonra herkesin beklediği tıpkı geçen hafta ki gibi bu ligin bu hakemlerle yürüyemeyeceğinin söylenmesiydi.Ama bu saate kadar böyle bir açıklama gelmedi.Eğer geçen hafta ki konuşmasından sonra kendisini haklı olarak gören bir başkan bu hafta susuyorsa bu işte bir iş var demektir.

Ankara ekibi henüz çözemediği teknik adam sorununu sanırım ileri bir tarihte çözmeyi düşünüyor.En azından devre arasına kadar bu teknik kadroyla gidilecek gibi görülüyor.Dileriz 100.yılında daha üst sıralarda bir Ankaragücü izleriz ligin ikinci devresinde.Gökçeklerin eli şu zamana kadar sihirli olamadı takım üstünde.Şişkin olan takım kadrosuda azaltılır düşüncesindeyiz.

6 Aralık 2009 Pazar

Eskişehir : 2 F.Bahçe : 1

Lige fırtına gibi başlayan Fenerbahçe son 3 maçını kaybetti.Dün oynanan Eskişehir maçında dahil olmak üzere son 3 maçta kalesinde 8 gol gören Fenerbahçe yanlızca 1 gol atabildi.Bu golüde bir defans oyuncusu olan Lugano attı.Fenerbahçe'de işler hiç iyi gitmiyor.Takım içerisinde bozuk bir düzen olduğu ortada.Disiplinli bir hoca olduğu söylenen Daum'un takım içerisinde bazı oyuncuların vurdum duymaz tavırlarını görmezden gelmesi enteresan.

Son 3 yılda 3 hoca ile çalışan Fenerbahçe bu konuda bir istikrar yakalayamadı.Zico ile başlayan serüven Aragones ve Daum ile devam ediyor.Aslına bakılırsa bu üç hoca farklı tiplerde farklı karakterlerde hocalar.Her birinin oyun anlayışı,futbola bakışı birbirinden farklı.Zico Samandıra'da futbolculara fazlaca özgürlük verdiği için eleştirilmişti.Futbolcu üzerinde otorite kuramadığı söylenir dururdu.Daha sonra son Avrupa şampiyonu takımın hocası ile anlaşıldı.Bu seferde fazla sert ve disiplini futbolcu üzerinde ters etki yapan bir hoca denildi bir de üstüne yaşlı olması iyice eleştirileri arttırdı.Sezon başında verilen üç sene üst üste şampiyonluk sözü kulup yönetiminin elini biraz fazlaca bağladı.Bunun için ligi yerli hocalardan bile daha iyi tanıyan Alman hoca Daum getirildi.Aslında Daum kovulduğu bir takıma tekrar dönüş yaptı.

Sezon başında oynadığı oyunla aldığı sonuçlar birbirine tezat bir durumdu Fenerbahçe'nin.Takımların Kadıköy'de kapanması , hücumu düşünmektense Fenerbahçe'ye karşı katı bir defans anlayışında olması Fenerbahçe'yi biraz daha üstün oynuyor gibi gösterdi.

Orta alanda Alex varken farklı oynayan yada Alex'siz farklı oynayan bir takım var karşımızda.Fenerbahçe'nin üstüne gitmeyi cesaret eden her takımın çok zorlanmayacağı son oynanan maçlarda görüldü.Fenerbahçe defans olarak ayrı bir sıkıntı.Ağır olan iki göbek adamı var.Lugano-Bilica ikilisi Fenerbahçe'nin defansını garantiye alan adamlar değil.Kaleci Volkan'ın iyi bir kaleci mi yoksa vasat bir kaleci mi olduğu hala tartışılıyor.

Bunca kargaşanın olduğu bir ortamda Fenerbahçe başkanı Aziz Yıldırım dün akşam kulupler birliği başlanlığından istifa ettiğini söyledi.Hemde hem federasyona hem hakem kurullarına tehtid eder gibi konuşarak.Aziz Yıldırım'ın yine gündem değiştirme senaryolarından biri olarak algılandı bu istifa söylemi.Hakemlere , federasyona güvendiklerini kazandıkları maçlardan sonra söyleyen başkan nedense takımının oynadığı kötü futbolu kamufle edercesine ortaya bir bomba bıraktı.

Millet şimdi bu istifa haberiyle uğraşırken gündem değişecek ve takım sanki düzelecek gibi düşündü herhalde sayın başkan.Ama hakem hataları kendilerine yarar sağladığı zaman ortalarda olmayanlar şimdi ortalıkta dolaşmaya ve tepki vermeye başladı.

Galatasaray maçında ilk gol ofsayt,Manisa maçında rakibe verilmeyen penaltı pozisyonlarında da keşke sayın başka ve sayın Fenerli yazarlar olsaydı keşke.Şimdi yaptıkları söylemlerin bir tutar tarafı olurdu.

Bir atasözüyle bitirelim bu yazımımı ; erken öten horozun başı kesilir.Sekizde sekiz yapmakla şampiyon olunmuyor malesef.